<?xml version='1.0'?><rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"  xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
	<title><![CDATA[avroTürk- Avrupalı Türklerin Sosyal Ağı: Sağlıklı Yaşam]]></title>
	<link>https://www.avroturk.com/groups/profile/4455/saglikli-yasam</link>
	<atom:link href="https://www.avroturk.com/groups/profile/4455/saglikli-yasam" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<description><![CDATA[]]></description>
	
	<item>
	<guid isPermaLink="true">https://www.avroturk.com/discussion/view/29229/atan-yurek-pacemakerpil-olmadan-dogal-olarak</guid>
	<pubDate>Sun, 02 Nov 2014 15:24:49 +0100</pubDate>
	<link>https://www.avroturk.com/discussion/view/29229/atan-yurek-pacemakerpil-olmadan-dogal-olarak</link>
	<title><![CDATA[Atan Yürek (pacemaker/pil olmadan doğal olarak)]]></title>
	<description><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p>ABD'nin Minnesota &Uuml;niversitesi'nde Y&uuml;rek &uuml;zerine araştırmalar yapılan laboratuvar. Burada organ bağışlayıcılarından alınan ancak başka hastalara aktarım yapmak i&ccedil;in uygun olmayan y&uuml;rekler &uuml;zerine araştırma yapılıyor.</p><p>G&ouml;r&uuml;n bakın insan y&uuml;reği pacemaker olmadan pil olmadan doğal olarak nasıl atıyor:</p><p>http://www.youtube.com/watch?v=VS22U4S8G1c</p>]]></description>
	<dc:creator>Ayten Gör</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://www.avroturk.com/discussion/view/25803/kotu-ya-da-eksik-uyku-genleri-bozuyor</guid>
	<pubDate>Mon, 09 Jun 2014 15:19:53 +0200</pubDate>
	<link>https://www.avroturk.com/discussion/view/25803/kotu-ya-da-eksik-uyku-genleri-bozuyor</link>
	<title><![CDATA[Kötü ya da eksik uyku genleri bozuyor!]]></title>
	<description><![CDATA[<p><strong><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/b/b3/Sleep_in_ruins.jpg/640px-Sleep_in_ruins.jpg" width="640" height="435" alt="image" style="border: 0px;"></strong></p><p>&nbsp;</p><p><strong>K&ouml;t&uuml; ya da eksik uyku genleri bozuyor! </strong></p><p>İngiliz bilimcilerin araştırmasına g&ouml;re, iyi uyku uyumamak kişi bedeninin &ccedil;alışmasını k&ouml;kten bozuyor. Bir hafta boyunca g&uuml;nde 6 saatten az uyuyan kişilerin bedenindeki y&uuml;zlerce gen değişime uğruyor.&nbsp; <a href="http://www.pnas.org/cgi/doi/10.1073/pnas.1217154110">PNAS</a> Bilim dergisinde araştırmalarının sonu&ccedil;larını yayınlayan bilimciler, k&ouml;t&uuml; uykunun kişi sağlığına verdiği &ccedil;&ouml;k&uuml;nt&uuml;y&uuml; şimdi daha iyi anlayabildiğimizi belirtiyorlar.</p><p><strong>K&ouml;t&uuml; uykunun sağlığa etkileri</strong></p><p>Kısa ve yetersiz uykunun, y&uuml;rek hastalıkları, şeker hastalığı, şişmanlık, beynin k&ouml;t&uuml; işlemesi gibi durumlara yol a&ccedil;tığı biliniyordu. Ancak bunun tam olarak nasıl olduğu bulunamamışti. İngiltere'nin Surrey &uuml;niversitesindeki bilimciler 26 kişiyi &ouml;nce bir hafta her gece &ccedil;ok iyi (10 saate dek)&nbsp;uyuttular. Bir sonraki hafta ise 6 saat uyuttular. Bu iki haftada aldıkları kan &ouml;rneklerini karşılaştırdılar. Bu '&ccedil;ok iyi uyku'dan 'k&ouml;t&uuml; uyku'ya ge&ccedil;iş sırasında 700'den &ccedil;ok genin değişime uğradığı ortaya &ccedil;ıktı. Genlerin her birinde protein &uuml;retme y&ouml;nergeleri bulunuyor. Uykusuz ge&ccedil;en haftadan sonra genler &ccedil;ok etkinleştiler ve aşırı protein &uuml;reterek bedenin kimyasal dengesini değiştirdiler. Ek olarak bedenin saati de değişti. Bazı genler g&uuml;n i&ccedil;indeki işleyişlerine g&ouml;re şişmanlayıp zayıflarlar. Ancak uykusuz d&ouml;nemden sonra bu etkinlik zayıfladı. Araştırmacılardan Prof Colin Smith'in dediğine g&ouml;re, bir &ccedil;ok gen t&uuml;r&uuml;n&uuml;n etkinliğinde k&ouml;kten değişiklikler g&ouml;zlemlendi. &Ouml;zellikle bağışıklık sistemi ve bedendeki gerilim ve hasara karşı &ccedil;alışan genler etkilendi.</p><p><strong>Uyku, 'bedenin yenilenmesi'</strong></p><p>Araştırmacılara g&ouml;re genlerdeki bu değişiklikler, uykunun bedenin işlevini koruması ve yenilenmesi i&ccedil;in ne denli &ouml;nemli olduğunu g&ouml;steriyor. Eğer beden yenilemez ve yeni h&uuml;creler &uuml;retemezse, bu hastalıklara ve bedenin &ccedil;&ouml;kmesine yola&ccedil;ıyor. Uzmanlar ger&ccedil;ek yaşamdaki uyku yetersizliğinin deneydekinden daha k&ouml;t&uuml; olduğunu, o y&uuml;zden bu gibi k&ouml;t&uuml; etkilerin &ccedil;ok yaygın olduğunun s&ouml;ylenebileceğini belirtiyorlar.</p><p>Prof Colin Smith, araştırmanın &ouml;z bulgularının, uykusuzluğun bağışıklık sistemi ile yangı &uuml;zerindeki etkisini ortaya &ccedil;ıkarması olduğunu belirtti. B&ouml;ylece bu etkiler ile, şeker hastalığı gibi sağlık sorunları arasındaki ilişkiyi g&ouml;rmenin olanaklı olduğunu s&ouml;yledi. Ayrıca araştırmanın sonu&ccedil;larının ileride daha az uyuyarak yaşamı olası kılacak ila&ccedil;lar geliştirilmesinde de yararlı olabileceği belirtildi. Araştırmacılar her durumda, uykunun h&uuml;crelerin yenilenmesi i&ccedil;in temel bir gereksinim olduğunu vurguluyorlar.</p><p>&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>Tülin Bezmeci</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://www.avroturk.com/discussion/view/25629/allerjinin-ackisi-bulundu-saman-nezlesi-astma-gibi-hastaliklara-yol-acan-akyuvar-bulundu</guid>
	<pubDate>Fri, 06 Jun 2014 12:17:04 +0200</pubDate>
	<link>https://www.avroturk.com/discussion/view/25629/allerjinin-ackisi-bulundu-saman-nezlesi-astma-gibi-hastaliklara-yol-acan-akyuvar-bulundu</link>
	<title><![CDATA[Allerji&#039;nin Açkısı Bulundu! Saman Nezlesi, Astma gibi hastalıklara yol açan Akyuvar bulundu!]]></title>
	<description><![CDATA[<p><strong><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/9/93/Blood_smear.jpg" alt="image" width="521" height="352" style="border: 0px; border: 0px;"></strong></p><p>&nbsp;</p><p><strong>Allerji'nin A&ccedil;kısı Bulundu!</strong></p><p>Hollandalı bilimciler buldukları y&ouml;ntemle allerji hastalarının kanlarındaki "allerji h&uuml;crelerini" yalıtmayı başardılar!</p><p>"Allerji h&uuml;crelerinin" bulunması, Astma, Saman Nezlesi (bahar nezlesi) gibi hastalıkların daha iyi anlaşılmalarının kapısını a&ccedil;tı. Bunun arkasından da bu gibi hastalıklar i&ccedil;in daha iyi iyileştirme y&ouml;ntemleri geliştirilecek.</p><p><strong>Toplumun 3'te Birini İlgilendiriyor</strong></p><p>Hollandalı bilimcilerin bu buluşu &ccedil;ok kişiyi ilgilendiriyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; az ya da &ccedil;ok allerjik hastalıklardan etkilenenlerin yery&uuml;z&uuml;nde yaşayanların 3'te birini oluşturduğu olduğu sanılıyor.</p><p>Allerji nedir?</p><p>Beden dışarıdan gelen saldırılara (hastalıklar, mikroplar vb) karşı kendini koruma y&ouml;ntemleri barındırır. Buna '<em>bağışıklık sistemi'</em> diyoruz. Ancak bazı kişilerde, bu bağışıklık sistemi, havadaki g&ouml;receli olarak zararsız tozlara karşı da saldırıya ge&ccedil;iyor. Bunun sonucunda da Astma, Saman Nezlesi, Egzama, gıda alerjisi gibi hastalıklar ortaya &ccedil;ıkıyor.</p><p>Bu gibi hastalıkların tam olarak neden ortaya &ccedil;ıktıkları ve bunlara karşı kullanılan iyileştirmelerin etkinliği en &ccedil;ok tartışılan konulardan birisi.</p><p><strong>Yeni y&ouml;ntem</strong></p><p>Hollanda'nın Rotterdam kentindeki Erasmus Sağlık Anabirimi'nin geliştirdiği yeni y&ouml;ntem bu soruların yanıtını verebilir. Erasmus'un Bağışıklık Bilimleri b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n araştırmacıları "Bu h&uuml;creleri bulmasaydık, bu soruların yanıtını hi&ccedil; bir zaman bulamayabilirdik" diyorlar.</p><p>Bilimcilere g&ouml;re, alerji hastalarının bağışıklık sistemlerinin aşırı tepki g&ouml;stermesine 'immunoglobuline-E (IgE) &ouml;zdeği yola&ccedil;ıyor. IgE konusuda zaten yeterince bilgi vardı ancak bu karşıt-&ouml;zdeği (bir t&uuml;r B-h&uuml;cresi) &uuml;reten bağışıklık h&uuml;creleri g&ouml;zden ka&ccedil;mıştı. Bunun nedeni bu t&uuml;r h&uuml;crelerin sayısının &ccedil;ok az olmasıydı (her 10 bin akyuvar'da 1 tane).</p><p>Hollandalı bilimciler, işte bu IgE &ouml;zdeğini &uuml;reten h&uuml;creleri kanda bulmak ve ayırmak i&ccedil;in bir y&ouml;ntem geliştirdiler. '<em>Journal of Allergy and Clinical Immunology</em>' dergisinde yayınlanan yazılarında "flow-cytometer" adlı bir y&ouml;ntem kullandıklarını a&ccedil;ıklıyorlar. Bu y&ouml;ntemde kandaki h&uuml;creler teker teker &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;yor ve ayrılıyor! Bu akyuvar h&uuml;cresi zarındaki proteinleri renklendirerek yapılan bir se&ccedil;me.</p><p><strong>Peki şimdi, sonu&ccedil;?</strong></p><p>Yeni iyileştirme y&ouml;ntemi i&ccedil;in daha yolun başındalar. Bilimciler &ouml;nce buldukları bu akyuvarları inceleyecekler.&nbsp; Zaman i&ccedil;inde bu akyuvarların neden b&ouml;yle davranarak hastalıklara yola&ccedil;tıklarını bulacaklarını umuyorlar. Arkasından da iyileştirme y&ouml;ntemleri izleyecek...</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>Güner Sevinç</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://www.avroturk.com/blog/view/17734/turkiye-antibiyotik-bakterikiran-kullaniminda-avrupa-birincisi</guid>
	<pubDate>Fri, 22 Nov 2013 13:05:14 +0100</pubDate>
	<link>https://www.avroturk.com/blog/view/17734/turkiye-antibiyotik-bakterikiran-kullaniminda-avrupa-birincisi</link>
	<title><![CDATA[Türkiye Antibiyotik (Bakterikıran) Kullanımında Avrupa Birincisi!]]></title>
	<description><![CDATA[<p>&nbsp;<img src="http://www.avroturk.com/photos/thumbnail/17747/large/" alt="image" width="600" height="450" style="vertical-align: top; border: 0px; border: 0px;"></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><strong><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: large;">T&uuml;rkiye Antibiyotik (Bakterikıran) Kullanımında Avrupa Birincisi!</span></span></span></strong></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: small;"><strong>Aşırı antibiyotik (bakterikıran) kullanınca etkisi yavaş yavaş ortadan kalkıyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bakteriler diren&ccedil; kazanıyorlar. Ayrıca her ila&ccedil; gibi sağlığa yan etkileri de olabiliyor.<br /></strong></span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: small;">T&uuml;rkiye Sağlık Bakanlığı 18 Kasım'da 'Antibiyotik Farkındalık G&uuml;n&uuml;' d&uuml;zenledi. G&uuml;n&uuml;n amacı aşırı antibiyotik kullanımının zararlarını anlatmaktı. Bakanlık bu ama&ccedil;la bir 'Eylem planı&rdquo; hazırladı.</span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: small;">Konuşmacılardan Hakkı G&uuml;rs&ouml;z'&uuml;n verdiği bilgilere g&ouml;re, T&uuml;rkler Avrupa'da en &ccedil;ok antibiyotik (bakterikıran) kullanan ulus. </span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: small;"><strong>T&uuml;rkler Hollandalıların 3 Katı Antibiyotik Kullanıyor!</strong></span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: small;">Verilere g&ouml;re her T&uuml;rk g&uuml;nde 42 birim antibiyotik alıyor. Bu sayı ile T&uuml;rkler Avrupa'da 40 &uuml;lke arasında birinciliği alıyorlar. T&uuml;rklerin arkasından 35 birim ile Yunanlılar geliyor. Hollandalılar ise 14 birim kullanıyorlar. Buna g&ouml;re T&uuml;rkler Hollandalıların 3 katı antibiyotik kullanıyor! &Uuml;stelik Avrupa'da en az kullananlar da Hollandalılar değil! Estonyalılar 13 birim kullanıyorlar... </span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: small;">Bu doğrudan alınan antibiyotikler! Bir de bilmeden alınanlar var. &Ouml;rneğin bol bol antibiyotik verilmiş tavukları yiyerek alınanlar...</span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: small;"><strong>T&uuml;rkiye'de her 100 re&ccedil;eteden 38'inde antibiyotik var!</strong></span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: small;">T&uuml;rkiye'de doktorlar ve hastalar antibiyotikleri seviyorlar. 2011 verilerine g&ouml;re T&uuml;rkiye'de yazılan her 100 re&ccedil;etenin 38'inde antibiyotik var... <img src="http://www.avroturk.com/photos/thumbnail/17744/large/" alt="image" width="254" height="169" style="float: right; border: 0px; border: 0px;"></span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: small;">Bir de re&ccedil;etesiz kullanılan antibiyotikler var. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; doktorlar bu kadar &ccedil;ok antibiyotik yazınca, evler antibiyotik deposu oluyor. Biraz başı ağrıyan ila&ccedil; dolabından antibiyotiği alıp i&ccedil;iyor. Hi&ccedil; doktora danışmadan...</span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span>Antibiyotiğin t&uuml;r&uuml; ve dozu hastalığın g&uuml;c&uuml;ne g&ouml;re se&ccedil;ilmeli. <span style="font-size: small;">Konuşmacı G&uuml;rs&ouml;z, antibiyotiklerin kullanılırken de iyi se&ccedil;ilmesi, dozunun hastalığın g&uuml;c&uuml;ne g&ouml;re se&ccedil;ilmesi gerektiğini vurguladı. D&uuml;nya Sağlık &Ouml;rg&uuml;t&uuml; (DS&Ouml;) verilerine g&ouml;re, yery&uuml;z&uuml;nde en &ccedil;ok t&uuml;ketilen antibiyotikler i&ccedil;erisinde <strong>penisilinler</strong> ilk sırada.</span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span><span style="font-size: small;"><strong><span style="color: #000000;">Aşırı Kullanımın Sonucu: Bakteriler G&uuml;&ccedil;leniyor, İnsanların G&uuml;c&uuml; Zayıflıyor</span></strong></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">Gereksiz ya da aşırı antibiyotik kullanımı sonucu bakteriler bu maddelere karşı bağışıklık kazanıyorlar. Her aldığımız antibiyotik onlarda &ldquo;aşı&rdquo; etkisi yapıyor. B&ouml;ylece antibiyotiklere karşı zaman i&ccedil;inde diren&ccedil; kazanıyorlar. Bir s&uuml;re sonra antibiyotikler etki etmez oluyor.</span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;">Ayrıca insanların bağışıklık sistemi de, bu kullanım sonucu zayıflıyor. Konuşmacı G&uuml;rs&ouml;z aşırı</span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: small;">antibiyotik kullanımının &ccedil;ok &ouml;nemli bir tehlike olduğunu s&ouml;yledi. G&uuml;rs&ouml;z, diren&ccedil;li bakterinin, t&uuml;m insanlık i&ccedil;in 'bakteri karabasanı' olğunu belirtti.</span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: small;"><strong>Son 25 yılda yeni hi&ccedil;bir yeni antibiyotik buluşu olmadı!</strong></span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: small;">Varolan antibiyotiklerin etkisi azalırken, yeni antibiyotik buluşu da yapılmıyor. Hacettepe &Uuml;niversitesi'nden Prof. Dr. Serhat &Uuml;nal son 25 yılda hi&ccedil;bir yeni antibiyotik buluşu yapılmadığını anlattı. Ayrıcan yakın gelecekte de b&ouml;yle bir buluş beklenmiyor. Bunun nedeni, antibiyotik buluşunun en az 10 yıllık bir AR-GE (araştırma, geliştirme) gerektirmesi. </span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: small;">Bu nedenle varolan antibiyotiklerin &ccedil;ok dikkatli kullanılması gerekiyor. Aslında bu y&ouml;nden bakıldığında, T&uuml;rkler &ccedil;ok antibiyotik kullanarak insanlığa k&ouml;t&uuml;l&uuml;k ediyorlar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bakterilere diren&ccedil; kazandırıyorlar.</span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: small;"><strong>Antibiyotikler Yalnızca Bakterilere Karşı ve Uygun Oranda Kullanılmalı.</strong></span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: small;">T&uuml;rkiye Halk Sağlığı Kurumundan Do&ccedil;. Dr. Sel&ccedil;uk Kılı&ccedil; da antibiyotiklerin etkisi konusunda yanlış anlama olduğunu s&ouml;yledi. Toplum antibiyotiklerin bulaşıcı her hastalığa karşı etkili olduğunu sanıyor. Bu yanlış. </span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: small;">Antibiyotikler yalnızca bakterilerin yola&ccedil;tığı, verem, batar (zat&uuml;re) ve menenjit gibi hastalıklara karşı kullanılmalı. Vir&uuml;slerin yola&ccedil;tığı soğuk algınlığı, grip gibi hastalıklarda hi&ccedil;bir etkisi yok!</span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: small;">Aslında "antibiyotik" adı da yanlış bir deyim ama yerleşmiş. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sanki "biyolojik olan şeylere karşı etkili" algısı yaratıyor. Asıl adı şu yazıda belirtildiği gibi <strong>bakterikıran</strong> olmalıydı:&nbsp; <a href="http://www.avroturk.com/blog/view/8920/arastirma-oksurugun-3-hafta-surmesi-olagan" target="_blank">&Ouml;ks&uuml;r&uuml;ğ&uuml;n 3 Hafta S&uuml;rmesi Olağan (ila&ccedil;la ya da ila&ccedil;sız)</a>. Bu yazıda da Amerika'da hastaların nasıl doktorlara bakterikıran yazmaları i&ccedil;in baskı yaptıkları işleniyor.</span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;">(c) Haydar Can</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: small;">###</span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;"><span style="color: #000000;"><span><span style="font-size: small;">Sağlıklı Yaşam &ouml;beğindeli yazılar i&ccedil;in tıklayın: <a href="http://www.avroturk.com/blog/group/4455/all">Sağlıklı Yaşam Yazıları</a><br /></span></span></span></p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p><p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>Haydar Can</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://www.avroturk.com/discussion/view/17250/aldiginiz-gida-eklemesi-kondotrin-chondroitin-domuz-kulagi-ve-burnundan-mi-yapiliyor</guid>
	<pubDate>Fri, 15 Nov 2013 12:37:20 +0100</pubDate>
	<link>https://www.avroturk.com/discussion/view/17250/aldiginiz-gida-eklemesi-kondotrin-chondroitin-domuz-kulagi-ve-burnundan-mi-yapiliyor</link>
	<title><![CDATA[Aldığınız Gıda Eklemesi Kondotrin (chondroitin) Domuz Kulağı ve Burnundan mı Yapılıyor?]]></title>
	<description><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p><strong>Aldığınız Gıda Eklemesi Kondotrin (chondroitin) Domuz Kulağı ve Burnundan mı Yapılıyor?</strong></p><p>Bilindiği gibi Kondotrin, eklem ve kemikler i&ccedil;in gıda eklemesi olan Gl&uuml;kosamin (Glucosamine) ile birlikte kullanılıyor. Sıradışı İyileştirme &ccedil;evrelerinde Bozucu Eklem Hastalığına (Osteoartrit) iyi geldiği s&ouml;yleniyor. Dolayısı ile re&ccedil;etesiz olarak gıda eklemesi olarak re&ccedil;etesiz satılıyor. </p><p>Vİkipedi'de kondotrin'in yararlarına bakarken, neyden elde edildiğini g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde biraz irkildim. Sığırların soluk borusundan, ya da domuzların burnu ve kulağından elde ediliyormuş.</p><p>Kullandığım Gl&uuml;kosamin Kondotrin'i &uuml;reten Kruidvat'ın bilgilendirme servisine sordum, bana &uuml;r&uuml;nlerindeki Kondotrin'in sığırdan (başka deyişle domuzdan değil) elde edildiğini belirten bir ileti g&ouml;nderdiler.</p><p>Bence bu iyi haber. En azından benim a&ccedil;ımdan :-)</p><p>İletiyi aşağıda bulabilirsiniz (Hollandaca):</p><p>---------------------------------------------------------------------</p><p>Kruidvat'ın kondotrini SIĞIR'dan ('Rund') elde ediliyor.</p><p><em><img src="http://www.avroturk.com/photos/thumbnail/17251/large/" width="180" height="293" alt="image" style="border: 0px;"></em></p><p><em>Geachte heer/mevrouw,</em><br /> <br /><em> Wij hebben uw vraag of opmerking op 13-11-2013 ontvangen. U heeft het volgende aangegeven.</em><br /> <br /><em> "beste mensen, ik gebruik kruidvat's glucosamine voedingssupplement met chondroitin. mag ik leren de bron van chondroitin (welke plant, welke dier etc)? &nbsp;vriendelijke groeten."</em><br /> <br /><em> Naar aanleiding hiervan treft u onderstaand onze reactie aan.</em><br /> <br /><em> "de bron van de chondroitin in de glucosamine tabletten is van dierlijke oorsprong &nbsp;namelijk rund."</em><br /> <br /><em> Wij vertrouwen erop u hiermee van dienst te zijn.</em><br /> <br /> <em>Met vriendelijke groet,</em><br /> <br /><em> [G&ouml;revlinin adı]</em></p><p><em>Medewerker Service Center</em><br /><em> Website: <a href="http://www.eu.aswatson.com" target="_blank">www.eu.aswatson.com</a></em></p>]]></description>
	<dc:creator>SAK</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://www.avroturk.com/blog/view/9874/mustafa-eraslan-adli-doktor-zor-durumdaki-hastalari-sahte-ve-pahali-ilaclarla-somuruyor</guid>
	<pubDate>Sat, 17 Aug 2013 10:38:44 +0200</pubDate>
	<link>https://www.avroturk.com/blog/view/9874/mustafa-eraslan-adli-doktor-zor-durumdaki-hastalari-sahte-ve-pahali-ilaclarla-somuruyor</link>
	<title><![CDATA[Mustafa Eraslan Adlı &quot;Doktor&quot; Zor Durumdaki Hastaları Sahte ve Pahalı &quot;İlaçlarla&quot; Sömürüyor]]></title>
	<description><![CDATA[<p>Bir arkadaşımın kardeşi hasta. Kanser. Beyninde t&uuml;m&ouml;r var. D&uuml;zenli olarak Ankara'da bir &uuml;niversite hastanesinde iyileştirme bakımı g&ouml;r&uuml;yor. Bir g&uuml;n aklımıza geldi. Bir s&uuml;r&uuml; televizyon kanalında Mustafa Eraslan adlı bir doktor &ccedil;ıkıp duruyor. TV proğramını arayan hastalar nasıl şu ya da bu hastalıktan bu doktorun ila&ccedil;larının yardımı ile iyileştiklerini s&ouml;yl&uuml;yorlar. Arayanlardan birisinde beyin t&uuml;m&ouml;r&uuml; vardı. İlacı almış iyileşmiş.</p><p>Denize d&uuml;şen yılana sarılırmış. Biz de oturup bu "doktoru" aradık. Telefonu alan kişi kendisi değil bir &ccedil;alışanıydı. Bize uygun ilacın kendilerinde olduğunu s&ouml;yledi. Daha doğrusu hazırlayacaklarmış. "Hemen arkadaşlara s&ouml;yleyeceğiz, b&uuml;t&uuml;n &ouml;ğleden sonra &ccedil;alışacaklar" dedi. İlacın fiyatı 1200 TL imiş. Ancak hasta kanser olduğu i&ccedil;in indirim yaptı 1000 TL'ye olurmuş. &Ouml;nden para g&ouml;ndermemize gerek yokmuş. Eve posta ile g&ouml;nderecekler, biz de &ouml;demeyi yapacağız. Bize olduk&ccedil;a ayrıntılı &ouml;deme bilgilerini de vermeyi unutmadı sağolsun. Kredi kartı kabul ediyorlarmış. Kredi kartının durumuna g&ouml;re bankamız 6 ya da 12 aya b&ouml;lebiliyormuş. Bunun i&ccedil;in banka ile konuşmamız gerekiyormuş falan filan.</p><p>1000 TL (yaklaşık 400 avro) y&uuml;ksek fiyat diyebilirsiniz. Ama y&uuml;ce Allah d&uuml;ş&uuml;rmesin, zor durumdaki bir kişinin denemeyeceği birşey yok. İşe yararsa olduk&ccedil;a d&uuml;ş&uuml;k bir para diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k. Ama sonradan d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde, anladık ki, telefonda hastalık ve iyileştirmeden &ccedil;ok para ve &ouml;deme konuşuldu. İnternette bir arama yaptık. Bu Mustafa Eraslan denilen "doktor" konusunda bir s&uuml;r&uuml; yakınma, şikayet var. Adam meğer &ccedil;eşit &ccedil;eşit hastalıklara hep aynı ilacı g&ouml;nderiyormuş. Bunun panax denilen bir ilacı 2013'&uuml;n başında yasklanmış. Telefonda bize ila&ccedil; adı s&ouml;ylenmedi ancak b&uuml;y&uuml;k olasılıkla "ilacın" adını değiştirip satıyorlar. Ayrıca internetteki şikayetlerde "ilacın" bazen hastanın durumunu daha da k&ouml;t&uuml;leştirdiği y&ouml;nde yazılar var. Bir de, gelen paketi a&ccedil;madan geri g&ouml;ndermek isteyenler bir t&uuml;rl&uuml; ulaşamıyorlarmış bu doktorun telefonlarına.</p><p>Sonunda almamaya karar verdik. Arayıp s&ouml;yledik.</p><p>Bundan sonrası ilgin&ccedil;. İki g&uuml;n sonra bir telefon geldi. Telefondaki kişi "hocam ile konuştum (Mustafa Eraslan demek istiyor), sizin durumunuza acıdığı i&ccedil;in &ouml;zel indirim yapmamı istedi" dedi. Fiyatı 150 TL'ye (60 avro) d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;ler! Bir de hastamızın hayır duasını istiyormuş "doktor" hazretleri!</p><p>D&uuml;ş&uuml;n&uuml;n! İlk istenen fiyat 1200 TL iken "acıdıkları i&ccedil;in" 1000 TL'ye d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. Şimdi de yine "acıdıkları" i&ccedil;in fiyatı 150 TL'ye d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;ler! Başka deyişle fiyat 9 kat d&uuml;şt&uuml;!</p><p><strong>SAĞLIK BAKANLIĞI, RT&Uuml;K NEREDE? YURTTAŞINI KORUYAN DEVLET NEREDE?</strong></p><p>Bunun bir sağlık işi değil de, bir pazarlama işi, bir dolandırıcılık, soytarılık olduğunu anlamak i&ccedil;in daha ne kadar kanıt gerekiyor?</p><p>Bu Mustafa Eraslan denilen "doktor" sağdan sola b&uuml;t&uuml;n kanallara tanıtımlar veriyor. Zor durumdaki kişilerin i&ccedil;ine d&uuml;şt&uuml;kleri durumu kullanıp onlara yalancı umutlar vererek sonuna dek s&ouml;m&uuml;r&uuml;yor!</p><p>İnternette araştırdım, ila&ccedil;larının hi&ccedil; bir bilimsel dayanağı yok. İlgisiz hastalıklara hemen her zaman aynı ilacı veriyor!</p><p>İlacı almama nedeni olarak hastanedeki doktorun istemediğini s&ouml;yledik. Telefonda aldığımız yanıt "İş onlara kalırsa, onlar istemezler" idi. Hastaları ger&ccedil;ek doktorlardan ve hastanelerden soğutan s&ouml;zler. Acaba ka&ccedil; hasta bu soytarılar y&uuml;z&uuml;nden hastane, doktor iyileştirmesini bıraktı?</p><p>Ben olağan hastane, doktor y&ouml;ntemlerinin yanısıra, başka se&ccedil;enek sağlık y&ouml;ntemlerine (ot ila&ccedil;ları vb) inanan bir kişiyim. Ancak onların da bilimsel dayanağı olmalı. Bir&ccedil;oğunda var zaten. Ama bunların yaptığı d&uuml;ped&uuml;z umut satmak. Kişileri i&ccedil;ine d&uuml;şt&uuml;kleri durumda s&ouml;m&uuml;rmek!</p><p>TV'leri denetleyen RT&Uuml;K bu t&uuml;r TV tanıtımlarına nasıl izin veriyor?</p><p>Herşeyden &ouml;nce, T&uuml;rk Sağlık Bakanlığı nasıl izin veriyor? Sağlık bakanı bu soytarılığı g&ouml;re g&ouml;re geceleri nasıl rahat uyuyor?</p><p>YAZIK!</p>]]></description>
	<dc:creator>Gizem Kocaman</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://www.avroturk.com/blog/view/8921/sporla-formunuzu-arttirmanin-en-iyi-yolu-dusuk-hizda-calisip-arada-bir-yogun-calismaya-gecmek</guid>
	<pubDate>Tue, 09 Apr 2013 12:33:59 +0200</pubDate>
	<link>https://www.avroturk.com/blog/view/8921/sporla-formunuzu-arttirmanin-en-iyi-yolu-dusuk-hizda-calisip-arada-bir-yogun-calismaya-gecmek</link>
	<title><![CDATA[Sporla formunuzu arttırmanın en iyi yolu düşük hızda çalışıp arada bir yoğun çalışmaya geçmek.]]></title>
	<description><![CDATA[<p>Dayanıklılığınızı spor ile arttırmak mı istiyorsunuz? D&uuml;zenli olarak spora gidenler bilirler. Oturursunuz biiskletin &uuml;zerine belli bir hızda &ccedil;evirirsiniz pedalları 30 dakika, ya da bir saat her neyse. Sonra da "ulan o kadar s&uuml;redir spora gidiyorum &ccedil;ok az yararını g&ouml;rd&uuml;m" diyenler &ccedil;oktur.</p><p>İsko&ccedil;ya'da bir &uuml;niversitede 12 bisiklet&ccedil;iyi iki k&uuml;meye ayırmışlar. İlk k&uuml;medeki 6 bisiklet&ccedil;i her &ccedil;alışma s&uuml;resinin %80'ninde yavaş, geri kalan %20 s&uuml;rede de y&uuml;ksek yoğunlukta &ccedil;alışmış. İkinci k&uuml;medekiler de s&uuml;renin %55'inda d&uuml;ş&uuml;k, %45'inde de orta yoğunlukta &ccedil;alışmışlar. Bu &ccedil;alışmalar 29 hafta s&uuml;rm&uuml;ş. Sonra 4 haftalık bir ara verip takımların &ccedil;alışma yoğunluklarını &ouml;b&uuml;r&uuml;yle değiştirmişler.</p><p>Araştırmaya g&ouml;re, %80 d&uuml;ş&uuml;k, %20 y&uuml;ksek yoğunlukta &ccedil;alışan takımdakiler &ouml;b&uuml;r&uuml;ndekileri g&ouml;re iki kat daha dayanıklı olmuşlar. Araştırmacılara g&ouml;re burada &ouml;nemli olan yalnızca yoğun &ccedil;alışmak değil, y&uuml;ksek ile d&uuml;ş&uuml;k yoğunluktaki &ccedil;alışmaları birarada yapmak. Diyesim, bisiklete biniyorsanız, %80 yavaş hızda kullanıp, s&uuml;renin %20'sinde de y&uuml;ksek hızda s&uuml;rmeniz gerekiyor.</p><p>Kaynağından okumak i&ccedil;in: http://www.stir.ac.uk/news/news-archive/13/01/sports-science-study/name-37509-en.html</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>Önder</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://www.avroturk.com/blog/view/8920/arastirma-oksurugun-3-hafta-surmesi-olagan</guid>
	<pubDate>Tue, 09 Apr 2013 11:54:38 +0200</pubDate>
	<link>https://www.avroturk.com/blog/view/8920/arastirma-oksurugun-3-hafta-surmesi-olagan</link>
	<title><![CDATA[Araştırma: Öksürüğün 3 Hafta Sürmesi Olağan.]]></title>
	<description><![CDATA[<p>Toplumsal Sağlık Bilimi (epidemiology) araştırmacılarılarına g&ouml;re bir ge&ccedil;ici bir hastalık sonucu oluşan &ouml;ks&uuml;r&uuml;k ortalama 17-18 g&uuml;n s&uuml;r&uuml;yor. Ancak hastaların &ccedil;oğu ortalama 1 haftada iyileşmeyi bekledikleri i&ccedil;in gereksiz yere doktora gidiyorlar. Bu y&uuml;zden de bir&ccedil;ok kişi gereksiz yere bakterikıran (antibiyotik) kullanıyor. Bunun sonucu olarak da, bakteriler bakterikıranlara karşı gittik&ccedil;e daha dayanıklı duruma geliyorlar.</p><p>ABD'de Georgia &uuml;niversitesinde Toplumsal Sağlık Bilimi (epidemiology) araştırmacıları &ouml;ks&uuml;r&uuml;ğ&uuml;n ortalama ne kadar s&uuml;rede ge&ccedil;tiğini araştırmış. Bu araştırma yalnızca ge&ccedil;ici hastalıklar sonucu oluşan &ouml;ks&uuml;r&uuml;kleri kapsamış. Diyesim, s&uuml;reğen akciğer hastalıkları, astım gibi hastalıkları olanlar bu araştırmanın dışında tutulmuş.</p><p>Araştırmanın ilk aşaması olarak, hastaların beklentilerine bakılmış. Dr. Mark Ebell'in araştırmasında &ouml;nce 500 hastaya &ouml;ks&uuml;r&uuml;ğ&uuml;n ne kadar s&uuml;rede ge&ccedil;mesini bekledikleri sormuş. Bunu, kuru, sarı balgamlı, yeşil balgamlı &ouml;ks&uuml;r&uuml;klerin hem hafif ateşli hem de ateşsiz durumların her biri i&ccedil;in sormuş.</p><p>Dr Ebell, bu soruları sormadan &ouml;nce, hastaların genelağ arama motorlarına bakacağını d&uuml;ş&uuml;nerek, ilk &ouml;nce kendisi aramış Google'da bu soruların yanıtını. Google &ouml;ks&uuml;r&uuml;k s&uuml;resi olarak 7 ile 14 g&uuml;n arasında s&uuml;ren kestirmeler d&ouml;nd&uuml;rm&uuml;ş.</p><p>Hastalara sorulduğunda, &ccedil;oğu &ouml;ks&uuml;r&uuml;ğ&uuml;n 1 hafta dolaylarında, 2 haftadan kısa s&uuml;rede ge&ccedil;mesini beklediklerini s&ouml;ylemişler.</p><p>Dr Eber sonra 10.000 hastanın yazanaklarına (rapor) bakarak ger&ccedil;ekte &ouml;ks&uuml;r&uuml;klerin ne kadar s&uuml;rede ge&ccedil;tiğini bulmuş. Sonu&ccedil;lara g&ouml;re ger&ccedil;ekte &ouml;ks&uuml;r&uuml;kler ortalama 17-18 g&uuml;nde ge&ccedil;iyor. Genelde 2 hafta sonra &ouml;ks&uuml;r&uuml;ğ&uuml;n b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de azalmasına karşın, hastaların beklentisi bir hafta olduğu i&ccedil;in, hemen herkes doktora koşup bakterikırana sarılıyor. &Uuml;stelik, &ouml;ks&uuml;r&uuml;ğ&uuml;n 4. g&uuml;n&uuml;nde doktora koşup bakterikıran alıp, 8. g&uuml;nde geri gelip "daha iyi bir bakterikıran" isteyenler de var. Doktorlar da bu kez daha kapsamlı bakterikıran veriyorlar. Bu d&ouml;ng&uuml;n&uuml;n sonrasında bu hastalar sonraki hastalıklarında geldiklerinde, daha ilk başta geniş kapsamlı bakterikıran istiyorlar.</p><p>Bu yanlış beklentilerin sonucu olarak, ABD'dek ev doktoru g&ouml;rmelerinin %2si, %3'&uuml; &ouml;ks&uuml;r&uuml;k &uuml;zerine oluyor. Gereksiz geren binlerce kişi bakterikıran kullanıyor. Bakterikıran kullanımı arttık&ccedil;a bakteriler bakterikıranlara karşı daha dayanıklı duruma geliyorlar. Bu kez de etkisini arttırmak i&ccedil;in bakterikıranların g&uuml;c&uuml; arttırılıyor. Bu d&ouml;ng&uuml; de bakterikıranların kullananlar &uuml;zerinde yan etkilerinin ve bakterilerin bağışıklığının daha da artmasıyla s&uuml;r&uuml;yor. Araştırmada gereksiz&nbsp;bakterikıran kullanmanın parasal etkileri araştırılmamış (ila&ccedil; kuruluşlarının &uuml;niversitelere bolca yardım yaptığı, g&uuml;&ccedil;l&uuml; olduğu ABD'de doktorlar korkmuşlardır).</p><p>Araştırmanın ingilizcesini okumak isteyenler i&ccedil;in:</p><p>https://www.publichealth.uga.edu/epibio/news/how-long-should-cough-last</p>]]></description>
	<dc:creator>Önder</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://www.avroturk.com/blog/view/7308/islenmis-et-erken-olum-nedeni</guid>
	<pubDate>Fri, 08 Mar 2013 15:56:21 +0100</pubDate>
	<link>https://www.avroturk.com/blog/view/7308/islenmis-et-erken-olum-nedeni</link>
	<title><![CDATA[İşlenmiş Et Erken Ölüm Nedeni!]]></title>
	<description><![CDATA[<p>İngiliz Tıp Kurumunun BMC (yok kamyoncular değil) dergisinde &ccedil;ıkan araştırma sonucuna g&ouml;re sosis, ham bacon gibi işlenmiş et yiyenlerde erken yaşta &ouml;lme oranı y&uuml;ksek! Bunu T&uuml;rk&ccedil;eleştirirsek, sucuk, salam, pastırmagibi şeylerden uzak durmak gerekiyor. Bunun nedeni işlenmiş ette kullanılan koruyucu maddeler.Dolayısı ile sucuğunuzu, pastırmanızı doğal i&ccedil;erikle evde yapıyorsanız en azından bu y&ouml;nden zararlı olmayabilir. Bu benim d&uuml;ş&uuml;ncem. Yazıda bundan s&ouml;zedilmiyor. Araştırma az buz değil Avrupadaki 10 &uuml;lkede 500 bin kişiyi tam 13 yıl izlemişler! İşlenmiş et yiyenler y&uuml;rek hastalıkları ile kansere yakalanıyorlarmış.</p>]]></description>
	<dc:creator>Önder</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://www.avroturk.com/blog/view/4463/hizli-yemek-fast-food-ile-bagirsak-kanseri-arasindaki-iliski</guid>
	<pubDate>Sun, 17 Feb 2013 22:31:57 +0100</pubDate>
	<link>https://www.avroturk.com/blog/view/4463/hizli-yemek-fast-food-ile-bagirsak-kanseri-arasindaki-iliski</link>
	<title><![CDATA[Hızlı Yemek (fast food) ile Bağırsak Kanseri Arasındaki İlişki]]></title>
	<description><![CDATA[<p><span><span style="font-size: xx-large;"><strong><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/1/15/Fast_Food_Bembos_Peru.jpg" alt="image" width="320" height="230" style="border: 0px; border: 0px;"></strong></span></span></p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p><span><span style="font-size: xx-large;"><strong>Hızlıyemek (Fast Food) ile </strong></span></span></p><p><span><span style="font-size: xx-large;"><strong>Bağırsak (Kolon) Kanseri Arasındaki İlişki Kanıtlandı</strong></span></span></p><p><span><span style="font-size: medium;">Tarım, Beslenme alanında yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n en &ouml;nemli araştırma yerlerinden Wageningen &Uuml;niversitesi 486 kişinin gıda alışkanlıklarını incelemiş.</span></span></p><p><span><span style="font-size: medium;">Kalıtsal olarak <a href="http://www.kolonrektum.com/hnpcc-lynch-sendromu" target="_blank">Lynch Belirge</a> (HNPCC) 'si olan kişilerde bağırsak kanseri olasılığının olduk&ccedil;a y&uuml;ksek olduğu biliniyor.</span></span></p><p><span><span style="font-size: medium;">Hollanda'da Wageningen &uuml;niversitesi yemek alışkanlıklarının da bu kişilerin bağırsak kanserine yakalanmalarında bir etkisi olup olmadığını araştırmış. 486 Kişinin yemek alışkanlıkları incelenip 4 ayrı b&ouml;l&uuml;me ayrılmış.</span></span></p><p><span><span style="font-size: medium;">Yalnızca meyve, sebze, kepekli &uuml;r&uuml;nler yiyenler, ya da &ccedil;ok et yiyip &ccedil;ok kahve i&ccedil;enlerde bağırsak kanseri oranları değişik &ccedil;ıkmamış.&nbsp; </span></span></p><p><span><span style="font-size: medium;">Ancak hamburger gibi &ccedil;ok hızlıyemek (fastfood) yiyip &ccedil;ok kola gazoz t&uuml;r&uuml; i&ccedil;ecekler i&ccedil;enlerde bağırsak t&uuml;m&ouml;r&uuml; durumlarında %100 artış g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş! Bunun olası bir a&ccedil;ıklaması olarak hızlıyemeklerdeki y&uuml;ksek yağ oranı g&ouml;sterilmiş.</span></span></p>]]></description>
	<dc:creator>Haydar Can</dc:creator>
</item>

</channel>
</rss>