<?xml version='1.0'?><rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"  xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
	<title><![CDATA[avroTürk- Avrupalı Türklerin Sosyal Ağı: December 2014]]></title>
	<link>https://www.avroturk.com/blog/group/7887/archive/1417388400/1420066800</link>
	<atom:link href="https://www.avroturk.com/blog/group/7887/archive/1417388400/1420066800" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<description><![CDATA[]]></description>
	
	<item>
	<guid isPermaLink="true">https://www.avroturk.com/blog/view/31338/hollandada-1990-sonrasi-gocmen-dusmanligi-gocmen-kokenli-yararli-kisiler-vb</guid>
	<pubDate>Wed, 24 Dec 2014 15:46:00 +0100</pubDate>
	<link>https://www.avroturk.com/blog/view/31338/hollandada-1990-sonrasi-gocmen-dusmanligi-gocmen-kokenli-yararli-kisiler-vb</link>
	<title><![CDATA[Hollanda&#039;da 1990 sonrası Göçmen düşmanlığı, &quot;Göçmen Kökenli Yararlı Kişiler&quot;, vb]]></title>
	<description><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p>Hollanda Bolkestein/Fortuyn &ccedil;ukuruna d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; yıllardan bu yana, g&ouml;&ccedil;men k&ouml;kenlilere karşı bir su&ccedil;lama var: "Siz farklı olmayı bırakmalısınız. Siz bizim gibi olmalısınız. Farklı olduğuınuz i&ccedil;in su&ccedil;lusunuz". Hollanda'da egemen g&uuml;&ccedil;ler "one size fits all" politikasını izliyor.&nbsp;"G&ouml;&ccedil;men K&ouml;kenliler" derken, yalnızca az gelişmiş &uuml;lkelerden gelen g&ouml;&ccedil;menlerden s&ouml;zediyoruz. &Ouml;rneğin Hollanda'daki en kalabalık g&ouml;&ccedil;menler arasında Almanlar var. Hi&ccedil; kimse kalkıp onlara birşey demiyor. Ya da Amerikalı, İskandinav, İngiliz vb g&ouml;&ccedil;menlere karışan yok. Tepki m&uuml;sl&uuml;man g&ouml;&ccedil;menlere karşı.</p><p>Peki bu eleştirilen g&ouml;&ccedil;men k&ouml;kenlilerin eleştirilecek hi&ccedil; bir yanları yok mu? Bunun yanıtı belli. Herkes gibi onların da var. Bu azınlıklar toplumsal,ekonomik,eğitimsel olarak Hollanda toplumunun gerisinde kalıyorlar. Ayrıca eksikliklerin yanısıra, gelenek,g&ouml;renek,din,etnik y&ouml;nlerden de farklılar. Şaşırtıcı olan, bunların g&ouml;&ccedil;menleri anlamak ya da eksikliklerini d&uuml;zeltmek yerine, g&ouml;&ccedil;menlere karşı d&uuml;şmanlık i&ccedil;in kullanılması.</p><p><strong>Toplumsal, Ekonomik, Eğitimsel gerilik</strong></p><p>&Ouml;ncelikle, g&ouml;&ccedil;menler Hollanda'ya ekonomik ve eğitimsel olarak geri oldukları i&ccedil;in getirildiler. Kimse de toplumsal gelişmişliklerine bakmadı. Hollanda ağır ya da "pis" kabul edilen bazı işleri eğitimli ve durumu iyi Hollandalara yaptıramadığı i&ccedil;in, yurtdışından <strong>&ouml;zellikle</strong> eğitimsiz ve parasız g&ouml;&ccedil;men getirdi. İlgin&ccedil; olan, şimdi g&ouml;&ccedil;menler tıpkı bu nedenlerden su&ccedil;lanıyorlar!</p><p>Diyebilirsiniz ki, "ama ikinci, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kuşaklar hala geriler". İstesek te, istemesek te, gelişme bir tek kuşakta olmuyor. Siz ka&ccedil; tane babası memur ama başarılı işadamı tanıyorsunuz? Var ama az. Başarılı işadamlarının &ccedil;oğunun ailesi birka&ccedil; kuşaktır iş yapıyor. Diyelim ki &ouml;ğrencisiniz. Okuldan d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;zde, ancak biraz okuma yazma bilen anneniz, babanız size ev &ouml;devinizde ne denli yardımcı olabiliyor? Peki ya babası m&uuml;hendis olan Hollandalı sınıf arkadaşınızın matematiğinin sizden daha iyi olması bir rastlantı mı? Bakın bakalım Hollanda'da &uuml;niversite &ouml;ğrencileri arasında ana-babası &uuml;niversite bitirmemiş olanların oranı ne, bitirmiş olanların oranı ne?</p><p>Bu "aman herşey olduğu gibi kalsın" demek değil. G&ouml;&ccedil;menlerin kadın-erkek eşitliğinde, kadınlara karşı şiddette daha k&ouml;t&uuml; durumda oldukları ger&ccedil;ek. Ancak bu ger&ccedil;eği, g&ouml;&ccedil;menlere karşı nefret kusmak i&ccedil;in kullanmak başka şey, bu durumu d&uuml;zeltmeye &ccedil;alışmak başka şey. Son 15-20 yıldır, g&ouml;&ccedil;menlerin bu eksiklikleri, onlara karşı d&uuml;şmanlık i&ccedil;in kullanılıyor.</p><p><strong>Kom&uuml;nizm yenildi, yeni d&uuml;şman M&uuml;sl&uuml;manlık.<br /></strong></p><p>Yery&uuml;z&uuml;nde "Kapitalist-Kom&uuml;nist" bloklaşma 1990'ların başında, Kapitalizmin kazanması ile bitti. Kapitalizmin ağababaları ekonominin &ccedil;arklarını d&ouml;nd&uuml;recek başka kutuplaşmalar peşine d&uuml;şt&uuml;ler. "Uygarlıkların &Ccedil;atışması" başlığı altında, M&uuml;sl&uuml;manlık-Hıristiyanlık ayrımını k&ouml;r&uuml;kleyen bir s&uuml;r&uuml; kitap yazıldı. En &uuml;nl&uuml;s&uuml; de Huntington'un yazdığı kitap. Daha &ouml;nce Batı'nın Kom&uuml;nist bloğa karşı pohpohladığı, beslediği k&ouml;kten dincilik birden "karşı blok" olarak adlandırıldı. Birka&ccedil; yıl sonra, "karşı"nın tanımı yalnızca k&ouml;ktendinci eylemciler değil, "k&uuml;lt&uuml;rel ya da dinsel olarak m&uuml;sl&uuml;man olan herkes" oldu. Bu da sanıldığı gibi 11 Eyl&uuml;l 2001'de olmadı. Daha &ouml;nce başlamıştı. 11 Eyl&uuml;l yalnızca ataşe benzin d&ouml;kt&uuml;. Bu y&uuml;zden petrol i&ccedil;in Ortadoğu'da yapılan soykırımlara, Hollanda ya da &ouml;teki batı toplumlarında hemen hemen kimse ses &ccedil;ıkarmadı. PvdA'lı Nebahat Albayrak Irak'taki Hollanda askerlerini g&ouml;rmeye gitti ve "ne denli yararlı işler yaptıklarını" anlattı.</p><p>Bug&uuml;nlerde de, Ortadoğu'da Batı'nın T&uuml;rkiye'de Erdoğan eliyle besleyip b&uuml;y&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; IŞİD'in yaptığı &ccedil;ağdışılıklar yeterince bu "uygarlık &ccedil;atışması"nın ama&ccedil;ları doğrultusunda kullanılıyor.</p><p>Hollanda'ya baktığımızda, 1980'lerin ortasında bile politikacı Janmaat bug&uuml;n Wilders'ın s&ouml;ylediklerinin &ccedil;ok azını s&ouml;ylemesine karşın, ırk&ccedil;ılıktan ve ayrımcılıktan ceza alıyordu. Ancak yery&uuml;z&uuml;ndeki değişimi iyi algılayan VVD'li Bolkestein Hollanda'da ayrımcılığı ilk kez "kabul edilebilir" bi&ccedil;imde sundu ve başbakan oldu. Arkasından bu ırk&ccedil;ılık ve ayrımcılık bayrağını Pim Fortujn s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;. Artık Hollanda basınında, TV'sinde, m&uuml;sl&uuml;man k&ouml;kenlilere karşı en ağır su&ccedil;lamaları yapmak, m&uuml;sl&uuml;manları neredeyse rastgele ter&ouml;rle su&ccedil;lamak &ccedil;ok sıradan olmuştu. M&uuml;sl&uuml;manlara karşı neredeyse herşeyi s&ouml;yleyebilirdiniz ve kimse size dokunmaz olmuştu. Het Parool gazetesi M&uuml;sl&uuml;manlara karşı aşağılayıcı, ayrımcı s&ouml;zler yazan Heleen van Royen'in k&ouml;şe yazılarını basmakta sakınca g&ouml;rmedi. Ancak nedense, aynı yazar, PvdA'lı Rob Oudkerk'in geneleve gidişlerini yazınca, bir bi&ccedil;imde Het Parool'dan ayrılmak zorunda kaldı. Benzer bi&ccedil;imde Rob Oudkerk Faslı gen&ccedil;ler i&ccedil;in ırk&ccedil;ı, ayrımcı "Kut Marokkanen" k&uuml;f&uuml;r&uuml;n&uuml; ederken, PvdA kılını kıpırdatmamıştı ama Hollanda'da yasal olan geneleve gitti diye belediyedeki g&ouml;revinden ayrılmaya zorlandı.</p><p>Bu "m&uuml;sl&uuml;man d&uuml;şmanlığı" toplumda &ouml;yle bir hastalık durumuna geldi ki, Amsterdam'daki bir uzak doğu tapınağı "bizi m&uuml;sl&uuml;manlar tehdit etti" der demez hemen bu bir "ger&ccedil;ek" olarak gazetelerde başyeri aldı....&nbsp; Bu tapınak daha sonra Hollanda'ya yasadışı yollardan g&ouml;&ccedil;men getirmekten ceza aldığında hi&ccedil; kimse bu "tehdit" su&ccedil;lamasının, ilgiyi su&ccedil;tan başka y&ouml;ne &ccedil;ekmek i&ccedil;in yapılıp yapılmadığını sorgulamadı.</p><p>Hollanda'da Groen Links dışındaki partiler "&Ccedil;ok-k&uuml;lt&uuml;rl&uuml;" s&ouml;z&uuml;nden veba g&ouml;rm&uuml;ş gibi ka&ccedil;ar oldular. Artık politikacılar &ccedil;ok zorda kaldıklarında "kozmopolit" diyorlardı. Okullardan T&uuml;rk&ccedil;e eğitim kaldırılıyor, 40 binden &ccedil;ok T&uuml;rk k&ouml;kenlinin yaşadığı Amsterdam'da T&uuml;rk&ccedil;e TV standart TV paketinden &ccedil;ıkarılıyor, &ccedil;anak antenlere sınırlamalar getiriliyordu.</p><p><strong>"Yeni kuşak yararlı g&ouml;&ccedil;menler". Ayan Hırsi Ali, Afşin Ellian ve yeni Zihni &Ouml;zdil.<br /></strong></p><p>Hollanda'daki bu politik değişim sırasında, m&uuml;sl&uuml;manlara karşı "farklısınız ve su&ccedil;lusunuz" diyen ve "one size fits all" politikasını yerleştirmeye &ccedil;alışan egemen g&uuml;&ccedil;ler kendilerine yararlı bir sınıf buldular: "g&ouml;&ccedil;men k&ouml;kenli ama yararlı" kişiler. Bunlar tam zamanında yetişmişlerdi. Bunlara &ouml;rnek olarak Ayan Hırsi Ali, Afşin Ellian gibi kişiler verilebilir. Bunlar Hollanda'daki egemen g&uuml;&ccedil;lerin g&ouml;&ccedil;menlere karşı doğrudan s&ouml;yleyemedikleri (bug&uuml;ne dek "politik olarak doğru olmayan" şeyleri) s&ouml;ylemek i&ccedil;in egemen g&uuml;&ccedil;lere &ccedil;ok yararlı kişilerdi.</p><p>Bu "yeni kuşak yararlı g&ouml;&ccedil;menler", genellikle kraldan &ccedil;ok kralcı, "sevindirik Hollandalı" s&ouml;ylemlerle basın ve yayında &ouml;nemli yerler edinebiliyorlar. Bunların genellikle ortak &ouml;zellikleri bu sistemin i&ccedil;inde yetişmiş olmaları ve belki de kendi k&ouml;kenlerini bir ayakbağı olarak g&ouml;rmeleri.</p><p>Bug&uuml;nlerde &ouml;ne &ccedil;ıkmaya başlayan Zihni &Ouml;zdil'i de saymak gerek. O da son yıllarda Hollanda'daki bu siyasal ortamda yıldızı parlayanlardan birisi. En son <a href="http://www.avroturk.com/discussion/view/31317/gecen-hafta-hollanda-tvsinde-turkleri-dogrudan-ilgilendiren-programlar" target="_blank"><strong>NPO 1'deki Terugblik proğramında</strong></a> "uzman" olarak konuşturuldu.</p><p>Proğramda Zihni &Ouml;zdil PvdA'nın sosyal demokrasi ile ilgisi olmayan (tutucu m&uuml;sl&uuml;man ya da MHP'li) kişileri aday g&ouml;sterdiğini s&ouml;yl&uuml;yor. &Ccedil;ok doğru. PvdA hatta CDA ile GL de bunu yaptılar. Ancak bu t&uuml;r "yeni kuşak yararlı g&ouml;&ccedil;menler" nedense &ouml;yk&uuml;n&uuml;n hep yarısını anlatıyorlar. Hollandalı &ccedil;oğunluğun duymak istediği, azınlıklara karşı tepe tepe kullandıkları o yarı. PvdA ve &ouml;teki partiler neden kendi g&ouml;r&uuml;şleri ile &ccedil;elişen kişileri partilerine aldılar? İşte bu atlanan ya da saklanan neden &ccedil;ok &ouml;nemli.</p><p>PvdA ile &ouml;teki partiler bunu yaptılar &ccedil;&uuml;nk&uuml;, g&ouml;&ccedil;men k&ouml;kenlileri Hollanda politikasının i&ccedil;ine almanın tek yolu buydu. Doğru olan da buydu. Şimdi &Ouml;zdil diyor ki, "Normalde m&uuml;sl&uuml;manlar arasında SGP gibi tutucu dinci olanlara, PvdA kapılarını a&ccedil;tı". Peki PvdA, CDA bunları almasaydı, bu tutucu m&uuml;sl&uuml;manlar politikada nasıl temsil edileceklerdi? Tutucu Hıristiyan SGP'ye gitseler "bakın biz de tutucu dinciyiz" deseler, acaba SGP onları partiye alır mıydı? Ya da MHP k&ouml;kenliler aşırı sağ bir Hollanda partisine gitseler, partiye alınırlar mıydı? Yok "ayrı parti kursunlar" diyorsanız, bu da &ccedil;&ouml;z&uuml;m değil. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o zaman belki yerel &ouml;l&ccedil;&uuml;de temsil olacaktı ancak &uuml;lkesel &ouml;l&ccedil;&uuml;de, bir azınlık olarak seslerini duyurmaları &ccedil;ok zor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; g&ouml;&ccedil;men derken tek bir toplumdan s&ouml;zetmiyoruz. Bir s&uuml;r&uuml; etnik, politik farklılıklar var. Bunların bir parti kurup seslerini duyurmaları olanaksız gibi. Peki, şimdi PvdA'dan se&ccedil;ildiler de kendi politikalarını uygulayabildiler mi? Buna evet demek zor. Hollanda'nın egemen politik sistemi hazımsızlık &ccedil;ekip arada sırada g&ouml;&ccedil;men k&ouml;kenlileri dışarıya kusup duruyor. "Ya benim gibi olursun, ya da dışarı" mantığı ile 2006'da CDA Ayhan Tonca'yı Osman Elmacı'yı, PvdA da Erdin&ccedil; Sa&ccedil;an'ı adaylıktan &ccedil;ıkardılar. 2014'te de, Tunahan Kuzu ile Sel&ccedil;uk &Ouml;zt&uuml;rk'&uuml;n başına aynı olay geldi.</p><p>Tamam, şu anda sosyal demokrat olmayan g&ouml;&ccedil;menlerin PvdA'da olması sıradışı bir durum. Ancak bunun nedenleri var. Bu ge&ccedil;ici bir durum. En azından ge&ccedil;isi olmalı. Bir bi&ccedil;imde g&ouml;&ccedil;menlerin ger&ccedil;ek olarak Hollanda toplumunda, politikasında temsil edilmeleri gerekiyor. Bu şu ana dek hakkıyla olmadı.</p><p>Hollanda'daki egemen politik g&uuml;&ccedil;ler kendi s&ouml;ylemlerini yineleyen g&ouml;&ccedil;men k&ouml;kenlilerin &ouml;n&uuml;n&uuml; a&ccedil;ıyorlar. Onlara &ouml;nem veriyorlar. 2006'da CDA'nın Ermeni savlarını kabul eden Coşkun &Ccedil;&ouml;r&uuml;z'&uuml; adaylıkta &uuml;st sıralarda g&ouml;sterip se&ccedil;tirmesi rastlantı mı? ("Ermeni savlarını kabul edin" dayatmasını kabul etmeyen 'konuyu tarih&ccedil;iler bilimsel olarak tartışsın" diyen Ayhan Tonca ile Osman Elmacı adaylıktan &ccedil;ıkarılmışlardı). Ya da şimdi bu TV proğramında yine Ermeni savlarını kabul eden (g&uuml;ncelerinden ben &ouml;yle anladım) Zihni &Ouml;zdil'in g&ouml;r&uuml;şlerine o denli &ccedil;ok yer vermesi rastlantı mı? Başka bir akademili olan Armand Sağ'ı neden se&ccedil;mediler? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Armand Sağ&nbsp; onların duymak istedikleri kilişe şeyleri s&ouml;ylemezdi. Zihni &Ouml;zdil ise, Hollanda'da &ccedil;oğunluğun duymak istediği ger&ccedil;ekleri s&ouml;yledi yalnızca. &Ccedil;oğunluğu rahatsız edecek ger&ccedil;ekleri s&ouml;ylemedi. Ben duymadım. Armand Sağ'ı &ccedil;ağırsalardı, Hollanda'da T&uuml;rk politikacılara uygulanan "kabul et ya da atarım" dayatmasından s&ouml;zetme olasılığı da vardı. İstemezler egemen g&uuml;&ccedil;ler &ouml;yle şeyleri...</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>SAK</dc:creator>
</item>

</channel>
</rss>