<?xml version='1.0'?><rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"  xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
	<title><![CDATA[avroTürk- Avrupalı Türklerin Sosyal Ağı: SAK kullanıcısının blogları]]></title>
	<link>https://www.avroturk.com/blog/owner/sinan</link>
	<atom:link href="https://www.avroturk.com/blog/owner/sinan" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<description><![CDATA[]]></description>
	
	<item>
	<guid isPermaLink="true">https://www.avroturk.com/blog/view/31338/hollandada-1990-sonrasi-gocmen-dusmanligi-gocmen-kokenli-yararli-kisiler-vb</guid>
	<pubDate>Wed, 24 Dec 2014 15:46:00 +0100</pubDate>
	<link>https://www.avroturk.com/blog/view/31338/hollandada-1990-sonrasi-gocmen-dusmanligi-gocmen-kokenli-yararli-kisiler-vb</link>
	<title><![CDATA[Hollanda&#039;da 1990 sonrası Göçmen düşmanlığı, &quot;Göçmen Kökenli Yararlı Kişiler&quot;, vb]]></title>
	<description><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p>Hollanda Bolkestein/Fortuyn &ccedil;ukuruna d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; yıllardan bu yana, g&ouml;&ccedil;men k&ouml;kenlilere karşı bir su&ccedil;lama var: "Siz farklı olmayı bırakmalısınız. Siz bizim gibi olmalısınız. Farklı olduğuınuz i&ccedil;in su&ccedil;lusunuz". Hollanda'da egemen g&uuml;&ccedil;ler "one size fits all" politikasını izliyor.&nbsp;"G&ouml;&ccedil;men K&ouml;kenliler" derken, yalnızca az gelişmiş &uuml;lkelerden gelen g&ouml;&ccedil;menlerden s&ouml;zediyoruz. &Ouml;rneğin Hollanda'daki en kalabalık g&ouml;&ccedil;menler arasında Almanlar var. Hi&ccedil; kimse kalkıp onlara birşey demiyor. Ya da Amerikalı, İskandinav, İngiliz vb g&ouml;&ccedil;menlere karışan yok. Tepki m&uuml;sl&uuml;man g&ouml;&ccedil;menlere karşı.</p><p>Peki bu eleştirilen g&ouml;&ccedil;men k&ouml;kenlilerin eleştirilecek hi&ccedil; bir yanları yok mu? Bunun yanıtı belli. Herkes gibi onların da var. Bu azınlıklar toplumsal,ekonomik,eğitimsel olarak Hollanda toplumunun gerisinde kalıyorlar. Ayrıca eksikliklerin yanısıra, gelenek,g&ouml;renek,din,etnik y&ouml;nlerden de farklılar. Şaşırtıcı olan, bunların g&ouml;&ccedil;menleri anlamak ya da eksikliklerini d&uuml;zeltmek yerine, g&ouml;&ccedil;menlere karşı d&uuml;şmanlık i&ccedil;in kullanılması.</p><p><strong>Toplumsal, Ekonomik, Eğitimsel gerilik</strong></p><p>&Ouml;ncelikle, g&ouml;&ccedil;menler Hollanda'ya ekonomik ve eğitimsel olarak geri oldukları i&ccedil;in getirildiler. Kimse de toplumsal gelişmişliklerine bakmadı. Hollanda ağır ya da "pis" kabul edilen bazı işleri eğitimli ve durumu iyi Hollandalara yaptıramadığı i&ccedil;in, yurtdışından <strong>&ouml;zellikle</strong> eğitimsiz ve parasız g&ouml;&ccedil;men getirdi. İlgin&ccedil; olan, şimdi g&ouml;&ccedil;menler tıpkı bu nedenlerden su&ccedil;lanıyorlar!</p><p>Diyebilirsiniz ki, "ama ikinci, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kuşaklar hala geriler". İstesek te, istemesek te, gelişme bir tek kuşakta olmuyor. Siz ka&ccedil; tane babası memur ama başarılı işadamı tanıyorsunuz? Var ama az. Başarılı işadamlarının &ccedil;oğunun ailesi birka&ccedil; kuşaktır iş yapıyor. Diyelim ki &ouml;ğrencisiniz. Okuldan d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;zde, ancak biraz okuma yazma bilen anneniz, babanız size ev &ouml;devinizde ne denli yardımcı olabiliyor? Peki ya babası m&uuml;hendis olan Hollandalı sınıf arkadaşınızın matematiğinin sizden daha iyi olması bir rastlantı mı? Bakın bakalım Hollanda'da &uuml;niversite &ouml;ğrencileri arasında ana-babası &uuml;niversite bitirmemiş olanların oranı ne, bitirmiş olanların oranı ne?</p><p>Bu "aman herşey olduğu gibi kalsın" demek değil. G&ouml;&ccedil;menlerin kadın-erkek eşitliğinde, kadınlara karşı şiddette daha k&ouml;t&uuml; durumda oldukları ger&ccedil;ek. Ancak bu ger&ccedil;eği, g&ouml;&ccedil;menlere karşı nefret kusmak i&ccedil;in kullanmak başka şey, bu durumu d&uuml;zeltmeye &ccedil;alışmak başka şey. Son 15-20 yıldır, g&ouml;&ccedil;menlerin bu eksiklikleri, onlara karşı d&uuml;şmanlık i&ccedil;in kullanılıyor.</p><p><strong>Kom&uuml;nizm yenildi, yeni d&uuml;şman M&uuml;sl&uuml;manlık.<br /></strong></p><p>Yery&uuml;z&uuml;nde "Kapitalist-Kom&uuml;nist" bloklaşma 1990'ların başında, Kapitalizmin kazanması ile bitti. Kapitalizmin ağababaları ekonominin &ccedil;arklarını d&ouml;nd&uuml;recek başka kutuplaşmalar peşine d&uuml;şt&uuml;ler. "Uygarlıkların &Ccedil;atışması" başlığı altında, M&uuml;sl&uuml;manlık-Hıristiyanlık ayrımını k&ouml;r&uuml;kleyen bir s&uuml;r&uuml; kitap yazıldı. En &uuml;nl&uuml;s&uuml; de Huntington'un yazdığı kitap. Daha &ouml;nce Batı'nın Kom&uuml;nist bloğa karşı pohpohladığı, beslediği k&ouml;kten dincilik birden "karşı blok" olarak adlandırıldı. Birka&ccedil; yıl sonra, "karşı"nın tanımı yalnızca k&ouml;ktendinci eylemciler değil, "k&uuml;lt&uuml;rel ya da dinsel olarak m&uuml;sl&uuml;man olan herkes" oldu. Bu da sanıldığı gibi 11 Eyl&uuml;l 2001'de olmadı. Daha &ouml;nce başlamıştı. 11 Eyl&uuml;l yalnızca ataşe benzin d&ouml;kt&uuml;. Bu y&uuml;zden petrol i&ccedil;in Ortadoğu'da yapılan soykırımlara, Hollanda ya da &ouml;teki batı toplumlarında hemen hemen kimse ses &ccedil;ıkarmadı. PvdA'lı Nebahat Albayrak Irak'taki Hollanda askerlerini g&ouml;rmeye gitti ve "ne denli yararlı işler yaptıklarını" anlattı.</p><p>Bug&uuml;nlerde de, Ortadoğu'da Batı'nın T&uuml;rkiye'de Erdoğan eliyle besleyip b&uuml;y&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; IŞİD'in yaptığı &ccedil;ağdışılıklar yeterince bu "uygarlık &ccedil;atışması"nın ama&ccedil;ları doğrultusunda kullanılıyor.</p><p>Hollanda'ya baktığımızda, 1980'lerin ortasında bile politikacı Janmaat bug&uuml;n Wilders'ın s&ouml;ylediklerinin &ccedil;ok azını s&ouml;ylemesine karşın, ırk&ccedil;ılıktan ve ayrımcılıktan ceza alıyordu. Ancak yery&uuml;z&uuml;ndeki değişimi iyi algılayan VVD'li Bolkestein Hollanda'da ayrımcılığı ilk kez "kabul edilebilir" bi&ccedil;imde sundu ve başbakan oldu. Arkasından bu ırk&ccedil;ılık ve ayrımcılık bayrağını Pim Fortujn s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;. Artık Hollanda basınında, TV'sinde, m&uuml;sl&uuml;man k&ouml;kenlilere karşı en ağır su&ccedil;lamaları yapmak, m&uuml;sl&uuml;manları neredeyse rastgele ter&ouml;rle su&ccedil;lamak &ccedil;ok sıradan olmuştu. M&uuml;sl&uuml;manlara karşı neredeyse herşeyi s&ouml;yleyebilirdiniz ve kimse size dokunmaz olmuştu. Het Parool gazetesi M&uuml;sl&uuml;manlara karşı aşağılayıcı, ayrımcı s&ouml;zler yazan Heleen van Royen'in k&ouml;şe yazılarını basmakta sakınca g&ouml;rmedi. Ancak nedense, aynı yazar, PvdA'lı Rob Oudkerk'in geneleve gidişlerini yazınca, bir bi&ccedil;imde Het Parool'dan ayrılmak zorunda kaldı. Benzer bi&ccedil;imde Rob Oudkerk Faslı gen&ccedil;ler i&ccedil;in ırk&ccedil;ı, ayrımcı "Kut Marokkanen" k&uuml;f&uuml;r&uuml;n&uuml; ederken, PvdA kılını kıpırdatmamıştı ama Hollanda'da yasal olan geneleve gitti diye belediyedeki g&ouml;revinden ayrılmaya zorlandı.</p><p>Bu "m&uuml;sl&uuml;man d&uuml;şmanlığı" toplumda &ouml;yle bir hastalık durumuna geldi ki, Amsterdam'daki bir uzak doğu tapınağı "bizi m&uuml;sl&uuml;manlar tehdit etti" der demez hemen bu bir "ger&ccedil;ek" olarak gazetelerde başyeri aldı....&nbsp; Bu tapınak daha sonra Hollanda'ya yasadışı yollardan g&ouml;&ccedil;men getirmekten ceza aldığında hi&ccedil; kimse bu "tehdit" su&ccedil;lamasının, ilgiyi su&ccedil;tan başka y&ouml;ne &ccedil;ekmek i&ccedil;in yapılıp yapılmadığını sorgulamadı.</p><p>Hollanda'da Groen Links dışındaki partiler "&Ccedil;ok-k&uuml;lt&uuml;rl&uuml;" s&ouml;z&uuml;nden veba g&ouml;rm&uuml;ş gibi ka&ccedil;ar oldular. Artık politikacılar &ccedil;ok zorda kaldıklarında "kozmopolit" diyorlardı. Okullardan T&uuml;rk&ccedil;e eğitim kaldırılıyor, 40 binden &ccedil;ok T&uuml;rk k&ouml;kenlinin yaşadığı Amsterdam'da T&uuml;rk&ccedil;e TV standart TV paketinden &ccedil;ıkarılıyor, &ccedil;anak antenlere sınırlamalar getiriliyordu.</p><p><strong>"Yeni kuşak yararlı g&ouml;&ccedil;menler". Ayan Hırsi Ali, Afşin Ellian ve yeni Zihni &Ouml;zdil.<br /></strong></p><p>Hollanda'daki bu politik değişim sırasında, m&uuml;sl&uuml;manlara karşı "farklısınız ve su&ccedil;lusunuz" diyen ve "one size fits all" politikasını yerleştirmeye &ccedil;alışan egemen g&uuml;&ccedil;ler kendilerine yararlı bir sınıf buldular: "g&ouml;&ccedil;men k&ouml;kenli ama yararlı" kişiler. Bunlar tam zamanında yetişmişlerdi. Bunlara &ouml;rnek olarak Ayan Hırsi Ali, Afşin Ellian gibi kişiler verilebilir. Bunlar Hollanda'daki egemen g&uuml;&ccedil;lerin g&ouml;&ccedil;menlere karşı doğrudan s&ouml;yleyemedikleri (bug&uuml;ne dek "politik olarak doğru olmayan" şeyleri) s&ouml;ylemek i&ccedil;in egemen g&uuml;&ccedil;lere &ccedil;ok yararlı kişilerdi.</p><p>Bu "yeni kuşak yararlı g&ouml;&ccedil;menler", genellikle kraldan &ccedil;ok kralcı, "sevindirik Hollandalı" s&ouml;ylemlerle basın ve yayında &ouml;nemli yerler edinebiliyorlar. Bunların genellikle ortak &ouml;zellikleri bu sistemin i&ccedil;inde yetişmiş olmaları ve belki de kendi k&ouml;kenlerini bir ayakbağı olarak g&ouml;rmeleri.</p><p>Bug&uuml;nlerde &ouml;ne &ccedil;ıkmaya başlayan Zihni &Ouml;zdil'i de saymak gerek. O da son yıllarda Hollanda'daki bu siyasal ortamda yıldızı parlayanlardan birisi. En son <a href="http://www.avroturk.com/discussion/view/31317/gecen-hafta-hollanda-tvsinde-turkleri-dogrudan-ilgilendiren-programlar" target="_blank"><strong>NPO 1'deki Terugblik proğramında</strong></a> "uzman" olarak konuşturuldu.</p><p>Proğramda Zihni &Ouml;zdil PvdA'nın sosyal demokrasi ile ilgisi olmayan (tutucu m&uuml;sl&uuml;man ya da MHP'li) kişileri aday g&ouml;sterdiğini s&ouml;yl&uuml;yor. &Ccedil;ok doğru. PvdA hatta CDA ile GL de bunu yaptılar. Ancak bu t&uuml;r "yeni kuşak yararlı g&ouml;&ccedil;menler" nedense &ouml;yk&uuml;n&uuml;n hep yarısını anlatıyorlar. Hollandalı &ccedil;oğunluğun duymak istediği, azınlıklara karşı tepe tepe kullandıkları o yarı. PvdA ve &ouml;teki partiler neden kendi g&ouml;r&uuml;şleri ile &ccedil;elişen kişileri partilerine aldılar? İşte bu atlanan ya da saklanan neden &ccedil;ok &ouml;nemli.</p><p>PvdA ile &ouml;teki partiler bunu yaptılar &ccedil;&uuml;nk&uuml;, g&ouml;&ccedil;men k&ouml;kenlileri Hollanda politikasının i&ccedil;ine almanın tek yolu buydu. Doğru olan da buydu. Şimdi &Ouml;zdil diyor ki, "Normalde m&uuml;sl&uuml;manlar arasında SGP gibi tutucu dinci olanlara, PvdA kapılarını a&ccedil;tı". Peki PvdA, CDA bunları almasaydı, bu tutucu m&uuml;sl&uuml;manlar politikada nasıl temsil edileceklerdi? Tutucu Hıristiyan SGP'ye gitseler "bakın biz de tutucu dinciyiz" deseler, acaba SGP onları partiye alır mıydı? Ya da MHP k&ouml;kenliler aşırı sağ bir Hollanda partisine gitseler, partiye alınırlar mıydı? Yok "ayrı parti kursunlar" diyorsanız, bu da &ccedil;&ouml;z&uuml;m değil. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o zaman belki yerel &ouml;l&ccedil;&uuml;de temsil olacaktı ancak &uuml;lkesel &ouml;l&ccedil;&uuml;de, bir azınlık olarak seslerini duyurmaları &ccedil;ok zor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; g&ouml;&ccedil;men derken tek bir toplumdan s&ouml;zetmiyoruz. Bir s&uuml;r&uuml; etnik, politik farklılıklar var. Bunların bir parti kurup seslerini duyurmaları olanaksız gibi. Peki, şimdi PvdA'dan se&ccedil;ildiler de kendi politikalarını uygulayabildiler mi? Buna evet demek zor. Hollanda'nın egemen politik sistemi hazımsızlık &ccedil;ekip arada sırada g&ouml;&ccedil;men k&ouml;kenlileri dışarıya kusup duruyor. "Ya benim gibi olursun, ya da dışarı" mantığı ile 2006'da CDA Ayhan Tonca'yı Osman Elmacı'yı, PvdA da Erdin&ccedil; Sa&ccedil;an'ı adaylıktan &ccedil;ıkardılar. 2014'te de, Tunahan Kuzu ile Sel&ccedil;uk &Ouml;zt&uuml;rk'&uuml;n başına aynı olay geldi.</p><p>Tamam, şu anda sosyal demokrat olmayan g&ouml;&ccedil;menlerin PvdA'da olması sıradışı bir durum. Ancak bunun nedenleri var. Bu ge&ccedil;ici bir durum. En azından ge&ccedil;isi olmalı. Bir bi&ccedil;imde g&ouml;&ccedil;menlerin ger&ccedil;ek olarak Hollanda toplumunda, politikasında temsil edilmeleri gerekiyor. Bu şu ana dek hakkıyla olmadı.</p><p>Hollanda'daki egemen politik g&uuml;&ccedil;ler kendi s&ouml;ylemlerini yineleyen g&ouml;&ccedil;men k&ouml;kenlilerin &ouml;n&uuml;n&uuml; a&ccedil;ıyorlar. Onlara &ouml;nem veriyorlar. 2006'da CDA'nın Ermeni savlarını kabul eden Coşkun &Ccedil;&ouml;r&uuml;z'&uuml; adaylıkta &uuml;st sıralarda g&ouml;sterip se&ccedil;tirmesi rastlantı mı? ("Ermeni savlarını kabul edin" dayatmasını kabul etmeyen 'konuyu tarih&ccedil;iler bilimsel olarak tartışsın" diyen Ayhan Tonca ile Osman Elmacı adaylıktan &ccedil;ıkarılmışlardı). Ya da şimdi bu TV proğramında yine Ermeni savlarını kabul eden (g&uuml;ncelerinden ben &ouml;yle anladım) Zihni &Ouml;zdil'in g&ouml;r&uuml;şlerine o denli &ccedil;ok yer vermesi rastlantı mı? Başka bir akademili olan Armand Sağ'ı neden se&ccedil;mediler? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Armand Sağ&nbsp; onların duymak istedikleri kilişe şeyleri s&ouml;ylemezdi. Zihni &Ouml;zdil ise, Hollanda'da &ccedil;oğunluğun duymak istediği ger&ccedil;ekleri s&ouml;yledi yalnızca. &Ccedil;oğunluğu rahatsız edecek ger&ccedil;ekleri s&ouml;ylemedi. Ben duymadım. Armand Sağ'ı &ccedil;ağırsalardı, Hollanda'da T&uuml;rk politikacılara uygulanan "kabul et ya da atarım" dayatmasından s&ouml;zetme olasılığı da vardı. İstemezler egemen g&uuml;&ccedil;ler &ouml;yle şeyleri...</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>SAK</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://www.avroturk.com/blog/view/19246/yilbasi-gelirken-amsterdam-muze-alaninda-buzda-kayanlar</guid>
	<pubDate>Mon, 09 Dec 2013 11:52:53 +0100</pubDate>
	<link>https://www.avroturk.com/blog/view/19246/yilbasi-gelirken-amsterdam-muze-alaninda-buzda-kayanlar</link>
	<title><![CDATA[Yılbaşı Gelirken Amsterdam: Müze Alanı&#039;nda Buzda Kayanlar]]></title>
	<description><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p>Amsterdam'da son yıllarda gelenek olduğu gibi bu yıl da Museumplein'da (m&uuml;ze alanı) buzda kayma alanı kuruldu. Museumplein, Rijksmuseum (Ulusal M&uuml;ze), Van Gogh M&uuml;zesi ve Stedelijkmuseum (Kent m&uuml;zesi) gibi Amsterdam'ın en &ouml;nemli 3 m&uuml;zesinin olduğu alan.</p><p><img src="http://www.avroturk.com/photos/thumbnail/19279/large/" alt="image" width="600" height="450" style="vertical-align: top; border: 0px; border: 0px;"><br />&nbsp;</p><p>Kurulan paten alanında, b&uuml;y&uuml;k, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir s&uuml;r&uuml; kişi buzda kayıyor. Hollanda'da genelde &ccedil;ocuklar buzda sandalyeyi iterek kaymayı &ouml;ğrenirler. Ancak burada bu y&ouml;ntemle kayanlar arasında az da olsa b&uuml;y&uuml;kler de var. Bir tanesi de bir arkadaşımdı... :-)</p><p>Aşağıda art alanda Rİjksmuseum (Ulusal M&uuml;ze) g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor...</p><p><img src="http://www.avroturk.com/photos/thumbnail/19276/large/" alt="image" width="600" height="450" style="border: 0px; border: 0px;"></p><p>&nbsp;</p><p>Eskiden yalnızca donan kanallarda kayılırmış (son yıllarda pek dondukları s&ouml;ylenemez). O y&uuml;zden simgesel olarak Hollanda'nın &uuml;nl&uuml; a&ccedil;ılır kapanır k&ouml;pr&uuml;lerinden yapmışlar:</p><p>&nbsp;</p><p><img src="http://www.avroturk.com/photos/thumbnail/19281/large/" alt="image" width="600" height="450" style="border: 0px; border: 0px;"><br />&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>SAK</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://www.avroturk.com/blog/view/12412/avrupa-yargisi-hizmet-almak-gezmek-okumak-saglik-vb-icin-avrupaya-gelen-turklere-vize-uygulanabilir</guid>
	<pubDate>Tue, 24 Sep 2013 15:45:40 +0200</pubDate>
	<link>https://www.avroturk.com/blog/view/12412/avrupa-yargisi-hizmet-almak-gezmek-okumak-saglik-vb-icin-avrupaya-gelen-turklere-vize-uygulanabilir</link>
	<title><![CDATA[Avrupa Yargısı: Hizmet Almak (Gezmek, Okumak Sağlık vb) için Avrupa&#039;ya Gelen Türklere Vize Uygulanabilir.]]></title>
	<description><![CDATA[<p><img src="http://www.avroturk.com/photos/thumbnail/12418/master/" alt="image" width="497" height="153" style="border: 0px; border: 0px;"></p><p>24 Eyl&uuml;l 2013</p><p>Avrupa'ya&nbsp;Vizesiz Gezi İ&ccedil;in K&ouml;t&uuml; Sonu&ccedil;:</p><p><strong>Avrupa Yargısı: Hizmet Veren T&uuml;rklere&nbsp;Uygulanan Vize Bağışıklığı Hizmet Alanlara Ge&ccedil;erli Değil</strong></p><p>Avrupa Adalet Yargısı bug&uuml;n verdiği kararda hizmet almak i&ccedil;in Avrupa Birliği &uuml;lkelerine gelen T&uuml;rk yurttaşlarına vize uygulanabileceğini belirtti. Buna g&ouml;re okumak, gezmek, sağlık gereksinimleri vb i&ccedil;in Avrupa'ya gelen T&uuml;rk yurttaşlarına AB'nin vize uygulaması yasal.</p><p>AB Yargısı'nın T&uuml;rk yurttaşları ile &ouml;nceki kararında&nbsp;"Hizmet veren"&nbsp;T&uuml;rklere AB'nin vize uygulayamayacağı belirtilmişti. Buna g&ouml;re iş yapmak i&ccedil;in Avrupa'ya gidenlere AB vize uygulamayacak. Bu kararın alınmasını sağlayan Hollandalı T&uuml;rk avukat Ejder K&ouml;se, bunun i&ccedil;in T&uuml;rkiye ile AB arasında 1963'te yapılan antlaşmayı kullanmıştı.&nbsp;</p><p>Bunun &uuml;zerine 19 yaşındaki T&uuml;rk yurttaşı T&uuml;rk Leyla Ecem Demirkan da Almanya'ya karşı yargıya giderek T&uuml;rkiye ile AB arasındaki antlaşmanın Hizmet alanları da kapsaması gerektiğini savlamıştı.</p><p><strong>T&uuml;rkiye ile AB Arasındaki 1963 ve 1970 Anlaşmaları İleriyi G&ouml;rm&uuml;ş</strong></p><p>1963'te 9. İsmet İn&ouml;n&uuml; h&uuml;k&uuml;meti ile AB arasındaki antlaşma ile&nbsp;1970'teki 3. S&uuml;leyman Demirel h&uuml;k&uuml;metinin AB anlaşması tam 49 yıl sonra&nbsp;Avrupa'ya iş yapmak i&ccedil;in giden T&uuml;rklerin işine yaradı. Bu&nbsp;anlaşmalara g&ouml;re AB zaman i&ccedil;erisinde koşulları değiştirebilir ancak&nbsp;hi&ccedil; bir zaman&nbsp;k&ouml;t&uuml;leştiremez.&nbsp;İşte Hollandalı T&uuml;rk avukat bu maddeyi kullanmıştı.&nbsp;</p><p>Demirkan'ın avukatları da bu antlaşmaları "hizmet alanlar" i&ccedil;in uygulatmak istediler.&nbsp;</p><p><strong>Leyla Ecem Demirkan Almanya'ya Karşı Nasıl Yargıya Gitti?</strong></p><p><strong><img src="http://www.avroturk.com/photos/thumbnail/12429/large/" alt="image" width="133" height="133" style="float: right; border: 0px; border: 0px;"></strong></p><p style="text-align: justify;">Annesi Almanya'da yaşayan Demirkan,&nbsp;2007'de ağır hasta olan &uuml;vey Alman babasını g&ouml;rmeye gitmek istedi ancak Ankara'daki Alman B&uuml;y&uuml;kel&ccedil;iliği vize vermedi. Demirkan bunun &uuml;zerine Almanya'ya karşı Alman yargısına gitti ancak 2009'daki bu davayı yitirdi. Ancak Leyla Ecem Demirkan karara karşı &ccedil;ıkarak bir y&uuml;ksek yargıya gitti. Y&uuml;ksek yargı da durumu Avrupa Adalet Yargısı'na aktararak şu soruya yanıt istedi</p><p style="text-align: justify;"><strong>- </strong>T&uuml;rkiye ile AB arasındaki 23 Kasım 1970 tarihli Katma Protokol'&uuml;n 41.maddesinde belirtilen "hizmetlerin serbest dolaşımı" kavramı, hizmet alanları da kapsamakta mıdır? Eğer kapsıyorsa, yakınlarını g&ouml;rmeye gitmeyi de i&ccedil;erir mi?</p><p><strong>Son Duruşma 6 Kasım 2012'de Yapıldı</strong></p><p>Yunan yargı&ccedil; başkanlığında&nbsp;değişik &uuml;lkelerden 15 yargı&ccedil;la g&ouml;r&uuml;len ve 4 saat s&uuml;ren duruşmada, 1963 Ankara anlaşması ve varolan hakların k&ouml;t&uuml;leştirilemeyeceğini g&uuml;vence altına alan Katma Protokole g&ouml;re T&uuml;rk yurttaşlarına turistik gezi gibi hizmet alımı gezilerinde vize bağışıklığı olup olmadığı irdelendi.</p><p>Alman dergisi Der Spiegel'ın &nbsp;'Vize Duvarını Yıkabilecek Dava' olarak nitelendirdiği duruşma her ne kadar Almanya'ya karşı a&ccedil;ılmış olsa da, &ouml;teki Avrupa &uuml;lkelerinin de pa&ccedil;asını tutuşturdu. O y&uuml;zden &ouml;teki &uuml;lkeler de karışan (m&uuml;dahil) olarak katıldılar. AB &uuml;lkelerinin ortak savunması, yasal konuyla ilgisi olmayan t&uuml;m&uuml;yle siyasal bir sav olan "vize kalkarsa b&uuml;y&uuml;k g&ouml;&ccedil; dalgası başlar" savıydı.</p><p>Hatta İngiltere ile Yunanistan işi "T&uuml;rkler vize konulduğu i&ccedil;in mutlu olmalı, sınırlarda soruşturulmuyorlar" gibi terbiyesizliğe dek g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ler. Bug&uuml;n T&uuml;rkiye'yi Suriye savaşına sokmak isteyen &uuml;lkelerden Fransa da "T&uuml;rkiye'nin Irak gibi sorunlu bir &uuml;keye sınırı olmasını" vizenin kaldırılmasına karşı neden olarak g&ouml;sterdi.</p><p><strong>Karar bug&uuml;n &ccedil;ıktı...</strong></p><p>AB yargısı, T&uuml;rkiye ile AB arasındaki antlaşmalara g&ouml;re, vize bağışıklığının yalnızca hizmet verenleri kapsadığına karar verdi. Hizmet almak i&ccedil;in AB'ye gelenlere AB'nin vize uygulayabileceğine karar verdi.</p><p>Demirkan davasının sonucunun T&uuml;rkler i&ccedil;in olumsuz olması, T&uuml;rklerin vize&nbsp;&ccedil;ilesinin s&uuml;rmesi demek. K&ouml;t&uuml; oldu.</p><p>Avrupa Adalet Yargısı'nın kararını, gerek&ccedil;elerini ayrıntılı okumak isteyenler, bu kurumun sitesinden okuyabilirler. &Ccedil;eşitli Avrupa dillerinde var (ama her nedense G&uuml;ney Kıbrıs'ın "resmi dillerinden" olan T&uuml;rk&ccedil;e yok). İngilizcesi aşağıda bulunabilir:</p><p><a href="http://curia.europa.eu/juris/document/document.jsf;jsessionid=9ea7d0f130d58974963725104ce3aefbdc98b0c79d6a.e34KaxiLc3eQc40LaxqMbN4OahqPe0?text=demirkan&amp;docid=142081&amp;pageIndex=0&amp;doclang=EN&amp;mode=lst&amp;dir=&amp;occ=first&amp;part=1&amp;cid=383025#ctx1"></a><a href="http://curia.europa.eu/juris/document/document.jsf;jsessionid=9ea7d0f130d58974963725104ce3aefbdc98b0c79d6a.e34KaxiLc3eQc40LaxqMbN4OahqPe0?text=demirkan&amp;docid=142081&amp;pageIndex=0&amp;doclang=EN&amp;mode=lst&amp;dir=&amp;occ=first&amp;part=1&amp;cid=383025#ctx1">http://curia.europa.eu/juris/document/document.jsf;jsessionid=9ea7d0f130d58974963725104ce3aefbdc98b0c79d6a.e34KaxiLc3eQc40LaxqMbN4OahqPe0?text=demirkan&amp;docid=142081&amp;pageIndex=0&amp;doclang=EN&amp;mode=lst&amp;dir=&amp;occ=first&amp;part=1&amp;cid=383025#ctx1</a></p><p>&nbsp;</p><p><strong>T&uuml;rkiye'nin Onursuz Vize Uygulaması</strong></p><p><img src="http://www.avroturk.com/photos/thumbnail/12422/master/" alt="image" width="694" height="262" style="vertical-align: top; border: 0px; border: 0px;"></p><p>Yery&uuml;z&uuml;nde bir&ccedil;ok &uuml;lke T&uuml;rk yurttaşlarına vize uyguluyor (Haritada gri renkte olan &uuml;lkelerin hepsi. A&ccedil;ık mavi olanlar da kapıda vize istiyor). Vize uygulayanların en başında da Avrupa Birliği &uuml;lkeleri geliyor. Her &uuml;lke kendi yurttaşlarına başka &uuml;lkelerde onurlu, eşit olarak davranılmasını sağlamaya &ccedil;alışır. Bunun i&ccedil;in de "karşılıklık ilkesine" bakar.&nbsp;&Ouml;rneğin Hindistan kendi yurttaşlarına vize uygulayan bir&ccedil;ok &uuml;lkeye vize uygulamakta.&nbsp;Avrupa &uuml;lkelerinin 1980'lerde başlayan vize uygulamasını T&uuml;rkiye&nbsp;uzunca s&uuml;re karşılıksız bıraktı. 1994 Yılında Tansu &Ccedil;iller h&uuml;k&uuml;metinin Dışişleri Bakanı SHP'Li&nbsp;M&uuml;mtaz Soysal "karşılıklık ilkesini" gereğince Avrupa &uuml;lkelerine vize koymaya kalkınca &ouml;zellikle T&uuml;rkiye'deki Turizm lobisinden b&uuml;y&uuml;k tepki g&ouml;rd&uuml;. Baskılar sonucu vize, "sınırda 5-10&nbsp;dolara alınabilen" kuş vizesine d&ouml;nd&uuml;.</p><p>2013'te&nbsp;Erdoğan h&uuml;k&uuml;meti ise &uuml;lkeye sıcak para girişini arttırmak i&ccedil;in karşılıklık ilkesini neredeyse toprağa g&ouml;md&uuml;! T&uuml;rk yurttaşları Avrupa &uuml;lkelerinin konsolosluklarında 3 g&uuml;nl&uuml;k vize i&ccedil;in aşağılanırken, T&uuml;rk h&uuml;k&uuml;metinin son uygulamasına g&ouml;re T&uuml;rkiye'de&nbsp;toprak alan yabancılara kendiliğinden&nbsp;12 aylık oturum izni veriliyor! Daha &ouml;nce T&uuml;rk topraklarının yine sıcak para i&ccedil;in yabancılara satışı "Ama T&uuml;rkler de yurtdışında mal alabiliyorlar" diye savunuluyordu. Yurtdışında taşınmaz mal alabilecek T&uuml;rk sayısının ne kadar az olduğu g&ouml;zardı ediliyordu. Ayrıca Avrupa &uuml;lkelerinde yabancıya ev satsalar bile &ccedil;oğu zaman &uuml;lkeye giriş vizesi bile vermiyorlar. Başka deyişle eviniz olsa bile i&ccedil;ine girip oturamıyorsunuz.&nbsp;</p><p>"Ama Avrupa'daki T&uuml;rk iş&ccedil;ileri ev alabiliyorlar" demek ise&nbsp;konuyu &ccedil;arptırmaktan başka birşey değil.&nbsp;&Ccedil;&uuml;nk&uuml;&nbsp;Avrupa'daki T&uuml;rk iş&ccedil;ileri zaten orada yaşıyorlar ve zaten oturum izinleri var.</p><p>Avrupalılar ellerini kollarını sallayarak, pasaport bile olmadan, yalnızca kimlikleri ile T&uuml;rkiye'ye girerken, T&uuml;rkler Avrupa &uuml;lkelerinin &ouml;n&uuml;ndeki konsolosluklarda uzun vize kuyruklarına giriyorlar, Amerikan konsolosluklarında aşağılanıyorlar. Aslında &ccedil;ile &ccedil;ektirilen yalnız yurttaşlar değil, bir &uuml;lkenin, bir devletin onuru...</p><p><img src="http://www.avroturk.com/photos/thumbnail/12416/master/" alt="image" width="288" height="296" style="vertical-align: top; border: 0px; border: 0px;"></p><p><strong>T&uuml;rk H&uuml;k&uuml;metleri T&uuml;rk Yurttaşlarına Uygulanan Vize İle Hi&ccedil; İlgilenmediler</strong></p><p>Ne şimdi, ne de ge&ccedil;mişte, T&uuml;rk h&uuml;k&uuml;metleri T&uuml;rk yurttaşlarının vize &ccedil;ilesi ile ilgilenmedi. Son yıllardaki Dışişleri bakanlığı'nın &ccedil;alışmaları bir başlangı&ccedil; olsa da, genelde g&ouml;zboyama olarak kaldı. Rusya dışında, vize bağışıklığı anlaşması yapılan &uuml;lkeler genelde uzak, zaten T&uuml;rklerin pek gitmediği &uuml;lkelerle sınırlı&nbsp;kaldı..</p><p>T&uuml;rkiye'nin hem AB hem de birka&ccedil; Avrupa &uuml;lkesi ile serbest dolaşım antlaşmaları olmasına karşın, T&uuml;rk h&uuml;k&uuml;metleri bu haklarına sahip &ccedil;ıkmadı. AB ile olan antlaşmanın Almanya'dan Leopard tanklarının alımı sırasında pazarlık konusu yapılarak geri verildiği s&ouml;ylendi. <a href="http://zaman-online.de/15023/meger-avrupa-ile-serbest-dolasim-anlasmamiz-varmis" target="_blank">&Ouml;teki antlaşmaların</a> da peşinden T&uuml;rk h&uuml;k&uuml;meti gitmedi [Bakınız:"Meğer Avrupa ile Serbest Dolaşım Anlaşmamız Varmış. Ankara unutunca 3 Avrupa &Uuml;lkesi Askıya Almış". <a href="http://zaman-online.de/15023/meger-avrupa-ile-serbest-dolasim-anlasmamiz-varmis" target="_blank">Zaman gazetesi</a>].</p><p><strong>T&uuml;rk H&uuml;k&uuml;metleri İlgilenmedi, Yurttaşlar İlgilendi</strong></p><p>Şimdiye dek antlaşmalardan doğan hakların peşinden bir tek yurttaşlar gittiler.&nbsp;Avrupa Birliği kapısında onursuz durumlara d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lerek bekletilen T&uuml;rkiye'nin&nbsp;h&uuml;k&uuml;metleri haklarını arayacak g&uuml;c&uuml; kendilerinde bulamadılar...&nbsp; Hizvet verenlere vizenin kalkmasının peşinden T&uuml;rk h&uuml;k&uuml;meti değil, Hollandalı T&uuml;rk avukat Ejder K&ouml;se koştu. Vizesiz gezi'nin peşinden T&uuml;rk h&uuml;k&uuml;meti değil, 19 yaşındaki Ecem Demirkan koştu...</p><p>&nbsp;</p><p><strong>T&uuml;rk H&uuml;k&uuml;metleri Yalnızca Ayrıcalıklı Kesimin Vize Sorununu &Ccedil;&ouml;zd&uuml;</strong></p><p><img src="http://www.avroturk.com/photos/thumbnail/12414/master/" alt="image" width="476" height="161" style="border: 0px; border: 0px;"></p><p>Yalnız Erdoğan h&uuml;k&uuml;meti değil, daha &ouml;ncekiler de, T&uuml;rk yurttaşlarının yaşamını kolaylaştıracak vize bağışıklığı yerine, toplumdaki ayrıcalıklı azınlığa vize bağışıklığı peşinde koştular. Yeşil, gri, renk renk pasaportlar &ccedil;ıkardılar. Bu renk pasaportları olan azınlık vizesiz her yana gidebiliyor ancak sıradan bordo (ya da eskiden mavi) renkte pasaportu olanlar &ccedil;ile &ccedil;ekmeyi s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yorlar...</p><p>&nbsp;</p>]]></description>
	<dc:creator>SAK</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://www.avroturk.com/blog/view/8960/bir-saat-markasi-christiaan-van-der-klaauw</guid>
	<pubDate>Thu, 11 Apr 2013 19:44:53 +0200</pubDate>
	<link>https://www.avroturk.com/blog/view/8960/bir-saat-markasi-christiaan-van-der-klaauw</link>
	<title><![CDATA[Bir saat markası: Christiaan van der Klaauw]]></title>
	<description><![CDATA[<div><div><img src="http://www.klaauw.com/en/images/1390131434Home_banner_40_years_eng.jpg" alt="image" width="486" height="226" style="border: 0px; border: 0px;"></div><div>&nbsp;</div><div>&nbsp;</div><div><strong>G&ouml;kbilimi Saatlerinde Uzmanlaşmış</strong></div><div id="msg_88877">Christiaan van der Klaauw g&ouml;kbiliminden esinlenen saatler konusunda tanınmış bir marka. G&ouml;k nesnelerinin kullanıldığı ilgin&ccedil; ve devrimci tasarımları ile bir &ccedil;ok &ouml;d&uuml;l&uuml; var. En son olarak da 2012'de "Real Moon 1980" (ger&ccedil;ek ay 1980) saati Londra'da "2012 Avrupa Saat &Ouml;d&uuml;l&uuml;"n&uuml; aldı.<br /></div><div>&nbsp;</div><div><strong>Hollanda'nın k&uuml;&ccedil;&uuml;k tarımsal bir il&ccedil;esinde İsvi&ccedil;re ile yarışmak...</strong></div><div>Christiaan van der Klaauw Hollanda'nın Frizland (Friesland) b&ouml;lgesinde k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yerleşim biriminde kurulu k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir işletme. Ancak kendi alanında yery&uuml;z&uuml;nde b&uuml;t&uuml;n saat d&uuml;şk&uuml;nlerinin adını bildiği k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir işletme.&nbsp; &nbsp; <br /></div><div>&nbsp;</div><div>Frizland Hollanda'nın kuzeyinde bir b&ouml;lge. Hollanda'da Hollandaca'nın yanısıra kendi "resmi dili" olan tek b&ouml;lge. Her ne kadar bu "dil" TV'lerde zaman zaman altyazı olarak &ccedil;evrilse de, 2 yıldır Hollandaca konuşan bir yabancının %90'nını anlayabileceği denli Hollandaca'ya yakın. Bazen yazılışı değişik olabiliyor ve bir ka&ccedil; tane de değişik s&ouml;zc&uuml;k var. O a&ccedil;ıdan Azerbaycan T&uuml;rk&ccedil;esi T&uuml;rkiye T&uuml;rk&ccedil;esinden &ccedil;ok daha uzak denebilir. Zaten bu b&ouml;lgenin b&uuml;t&uuml;n kentlerinde ve il&ccedil;elerinde herşey Hollandaca. Bir tek bazı k&ouml;ylerin adlarının "iki dilde" yazıldığını g&ouml;rd&uuml;m. İşin aslı, Avrupalı eğer ikinci bir dile izin vermişse kendi &uuml;lkesinde, zaten o dili &ouml;ld&uuml;rm&uuml;ş demektir. Gerisi turistik nedenlerden.<br /></div><div>&nbsp;</div><div>Frizland'dan s&ouml;zetmemin nedeni, Christiaan van der Klaauw'ın pazarlamasında s&uuml;rekli "Friz"liğine g&ouml;ndermeler yapmasından &ccedil;ok, b&ouml;yle tarım ağırlıklı, ıssız ve g&ouml;receli olarak geri bir b&ouml;lgeden b&ouml;yle yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n her yanına mal satabilen bir işletmenin &ccedil;ıkmasının verdiği işaşkınlıktan. Aslında artık bunca yıldan sonra Avrupa'da şaşırmamam gerekiyor. Biz T&uuml;rkiye'de okulu bitirdiğimizde kendi işini kurmak isteyen arkadaşlarım "hangi yabancı kuruluşun temsilciliğini alsak" ile işe başlarlarken geldiğim Danimarka'da iki Danimarkalı gen&ccedil; arkadaşımın bir &uuml;r&uuml;n &uuml;retip başka &uuml;lkelere temsilcilik verdiklerini g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde de şaşırmıştım ilk kez...<br /></div><div>&nbsp;</div><div><strong>G&ouml;kbilimine ilgisi mekanik dersleri aldığı okulun yapısından kalmış...</strong></div><div>Christiaan van der Klaauw amca eğitimini Fizik Nobel'li bir profes&ouml;r&uuml;n 1901'de kurduğu bir okulda tamamlamış (burasının daha &ccedil;ok mekanik aygıtlar yapan bir işlik olduğunu sanıyorum). Daha sonra da &ccedil;ıraklığını Leiden kentinde 1633'de kurulmuş, yey&uuml;z&uuml;nde "ilk" olduğu &ouml;ne s&uuml;r&uuml;len bir uzayevi'nde (planetarium) yapmış. G&ouml;kbilimi d&uuml;şk&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; de burada kapmış.<br /></div><div>&nbsp;</div><div><strong><img src="http://www.klaauw.com/images/history2.png" alt="image" width="161" height="334" style="float: left; border: 0px; border: 0px;">1974'te Kurulmuş bu gen&ccedil; kuruluşu hemen AHCI &uuml;yeliğine almışlar.</strong></div><div>Sonra Frizland'a d&ouml;n&uuml;p, saat&ccedil;iliğe başlamış 1974'te. Daha doğrusu saat yapmaya. G&ouml;kbiliminden esinlenen ilk saati ise 1990'da yaptığı G&ouml;kbilimi masa saati. Bu saat y&uuml;z&uuml;nden kendisini AHCI (Acad&eacute;mie Horlog&egrave;re des Cr&eacute;ateurs Ind&eacute;pendants&nbsp; - Bağımsız Saat <img src="http://www.klaauw.com/images/history3.png" alt="image" width="182" height="373" style="float: right; border: 0px; border: 0px;">Yaratıcıları Akademisi - <a href="http://www.ahci.ch/" target="_blank">www.ahci.ch</a> - &ccedil;ok da eski olmayan, 25 yıllık bir kurum) &uuml;yeliğine &ccedil;ağırmışlar.&nbsp; Ama asıl bombasını iki yıl sonra 1992 Bazel Saat Sergisi'nde 'Pendule Variable' (değişken sarka&ccedil;) saati ile patlatmış, altın madalyayı almış.<br /><br />Bu saatin (bulabildiğim kadarı ile) soldaki saat olduğunu sanıyorum.<br /><br />İlk kol saati ise 1994'te &uuml;rettiği 'Satellite du Monde' adlı saat (sağda). Bu saatin, uzayevi'nin bir saatteki ilk uygulaması olduğu &ouml;ne s&uuml;r&uuml;l&uuml;yor.<br /><br /></div><div>&nbsp;</div><div>&nbsp;</div><div>&nbsp;</div><div>&nbsp;</div><div>&nbsp;</div><div>&nbsp;</div><div>&nbsp;</div><div>&nbsp;</div><div>&nbsp;</div><div>&nbsp;</div><div>2011'de de "Retro Moon" ile Watch dergisinin "Yılın Saati" &ouml;d&uuml;l&uuml;n&uuml; almış:</div><div><img src="http://www.avroturk.com/photos/thumbnail/24782/large/ges_new/stars/retro_moon_active_12.png" alt="image" width="213" height="479" style="border: 0px; vertical-align: top; border: 0px;"><br /><br />Asağıda soldaki, 2012'de "Avrupa Yılın Saati" &ouml;d&uuml;l&uuml;n&uuml; alan 'Real Moon' (Ger&ccedil;ek Ay) adlı bu modelinde ise ay ger&ccedil;ekten 3 boyutlu! &Uuml;stelik de &uuml;zeri parlak değil kraterli :-)<img src="http://www.avroturk.com/photos/thumbnail/24787/large/" alt="image" width="267" height="600" style="float: right; border: 0px; border: 0px;"><br /><img src="http://www.avroturk.com/photos/thumbnail/24785/large/" alt="image" width="267" height="600" style="border: 0px; float: left; border: 0px;"></div><div>&nbsp;</div><div><strong>11000 Yılda 1 G&uuml;n Sapma</strong></div><div>Klaauw, en yeni saat tasarımı olan "Real Moon Joure" (sağda) ile 2013'te 25bin-100bin avro aralığında "Avrupa Yılın Saati" &ouml;d&uuml;l&uuml;n&uuml; alamamış ama, bu saatin ilgin&ccedil;liğini azaltmıyor. Bu saatin &uuml;st&uuml;nde de 3 boyutlu d&ouml;nen bir ay var.&nbsp; Olağanda bir ayın Dolunay'dan Dolunay'a b&uuml;t&uuml;n aşamalarını tamamlaması i&ccedil;in tam olarak 29 g&uuml;nden biraz daha &ccedil;ok zamana gereksinimi var: Tam olarak s&ouml;ylemek gerekirse: 29,530588 g&uuml;ne. 28 Ekim 2013'te Hollanda'nın Volkskrant gazetesinde kuruluşun başy&ouml;neticisi ve baştasarımcısı Daniel Reintjes'in dediğine g&ouml;re, bu saat &ouml;ylesine duyarlı ki, 11000 (11 bin!) yılda yalnızca 1 g&uuml;n sapma yapıyor! G&ouml;kteki ger&ccedil;ek ay ile bu saatin &uuml;st&uuml;ndeki mekanik ayın arasında 1 g&uuml;n farkı olması i&ccedil;in 11000 yıl ge&ccedil;mesi gerekiyor! &nbsp;</div><div>&nbsp;</div><div>"Biz saati 1000 000 (bir milyon) yılda yalnızca 1 g&uuml;n sapacak bi&ccedil;imde de yapabiliriz" diye ekliyor başy&ouml;netici ile baştasarımcı. "Tasarım şimdiden hazır. Ne denli &ccedil;ok &ccedil;ark eklersen, o denli duyarlı olur" diyor. Van der Klaauw'un işliği sanki bir hastanenin işlemce odası gibi. Bu &ccedil;alışanların sağlık&ccedil;ılar gibi beyaz giyinmelerinden &ccedil;ok, ortalığı temiz tutmak y&ouml;n&uuml;nden hastaneye benziyor. Ortam elden geldiğince tozsuz tutuluyor. "Kadranın &uuml;zerine yerleşen bir toz saatin &ccedil;alışmasını etkilemez ancak saatin camında bir &ccedil;izik gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;r ve o tozdan kurtulamazsınız" diyor başy&ouml;netici ve baştasarımcı Reintjes.</div><div>&nbsp;</div><div><strong>Neden kişiler onbinlerce avro veriyor bu saatlere?</strong></div><div>Elindeki uslu telefonu (smartphone) g&ouml;stererek "Ancak ne yaparsak yapalım, bir sayısal (dijital) saat denli duyarlı yapamayız. Bundaki saat kış saati'nden yaz saatine kendisi ge&ccedil;iyor. Buradan kalkıp Nev York'a gittiğinde kendiliğinden yerel saate ayarlıyor" diyor.&nbsp; Peki o zaman neden kişiler onbinlerce avro verip mekanik saat satın alıyorlar? "Kuramsal olarak mantıklı değil. Ama neden kişiler Kia yerine Ferrari araba alıyorlar? &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Ferrari'yi daha g&uuml;zel, &ouml;zel buldukları i&ccedil;in. Bu saatlerde de durum onun tıpkısı. Olay zamanı &ouml;ğrenmek değil yalnızca. Olay duyulan duygu. Bir saat ayrıca onu taşıyan konusunda birşeyler s&ouml;yl&uuml;yor" diye de ekliyor.&nbsp;</div><div>&nbsp;</div><div>G&ouml;kbilimsel saatler şimdilerde l&uuml;ks olsa da, ge&ccedil;miş zamanlarda nerede is saatlerde olağan olarak bulunurlarmış. Başy&ouml;netici &ouml;rnek olarak Prag'ın eski kent alanındaki tanınmış orta&ccedil;ağ g&ouml;kbilimsel saati veriyor. Bir zamanlar ayın evreleri &ccedil;ok &ouml;nemliymiş. &Ouml;zellikle geceleri aydınlatmanın olmadığı d&ouml;nemlerde, kişiler daha g&uuml;venli diye, gece g&ouml;r&uuml;şmelerini dolunay'a denk getirirlermiş.</div><div>&nbsp;</div><div><strong>Yılda yalnızca 300 saat &uuml;retiyor</strong></div><div>Hollanda'nın g&ouml;rece geri kalmış tarımsal bir b&ouml;lgesindeki, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir il&ccedil;ede kurulu, van der Klaauw'ın yalnızca 7 &ccedil;alışanı var. Bu 7 kişiden 2'si aygıtyapan (mekanik&ccedil;i), 3'&uuml; de saat&ccedil;i ustası. Başy&ouml;netici Daniel Reintjes aynı zamanda da baştasarımcı. 7. kişinin kim olduğu a&ccedil;ıklanmamış, b&uuml;y&uuml;k olasılıkla tanıtım işleri ile uğraşan birisi olmalı. İşte bu 7 kişi yılda 300 saat &uuml;retiyor.&nbsp; İşte bu 7 kişilik kuruluşun &uuml;r&uuml;nleri Rusya'da Dnepropetrovsk'tan, Hong Kong'a dek yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n her k&ouml;şesinde satılıyor. Başy&ouml;netici, dağıtımcılar ile anlaşma yaparken &ccedil;ok se&ccedil;ici olduklarını &ccedil;&uuml;nk&uuml; onların sergilerine koymak i&ccedil;in yeterli sayıda saat &uuml;retmekte zorlandıklarını s&ouml;yl&uuml;yor. &Ouml;rneğin iki yıllık bir s&uuml;re&ccedil;ten sonra Florida'da bir dağıtımcı ile anlaştıklarını belirtiyor. S&uuml;recin 2 yıl s&uuml;rmesinin nedeni ise, dağıtımcının satışyerinde sergilemek i&ccedil;in van der Klaauw'un b&uuml;t&uuml;n &uuml;r&uuml;nlerinden birer tane istemiş olması.</div><div>&nbsp;</div><div><strong>&Uuml;r&uuml;nlerine bu denli ilgi varken, neden daha &ccedil;abuk b&uuml;y&uuml;m&uuml;yor?</strong></div><div>Kuruluşun yıllık geliri 1,5-3 milyon avro arasında değişiyor. Peki dağıtımcılar sırada beklerken, nedne daha &ccedil;abuk b&uuml;y&uuml;m&uuml;yor bu kuruluş? "S&ouml;ylemesi kolay" diyor başy&ouml;netici. "&Ouml;rneğin nereden &ccedil;alışan bulacaksın? İyi &ccedil;alışan bulmak yeterince zor. İyi sağlayıcı bulmak ta o denli zor" diyor. "İsvi&ccedil;re'de bir s&uuml;r&uuml; saat markası var, gelişmiş &uuml;retim ara&ccedil;ları olan bir s&uuml;r&uuml; sağlayıcı var. Ama biz burada Hollanda'nın bir k&ouml;şesi olan Frizland'ın bir k&ouml;şesinde ufacık bir il&ccedil;esindeyiz. Bu t&uuml;r g&ouml;kbilimsel mekanik işlerde deneyimi olan hi&ccedil; kimseyi bulamazsınız. &Ccedil;alışan adaylarını &ouml;nce bir eğitmeniz gerek. Dolayısı ile <em>3 &ccedil;alışan işe alayım &uuml;retimi 2'ye katlayayım'</em> diyemem. O y&uuml;zden amacımız &uuml;retimi her yıl %10 arttırmak. K&uuml;&ccedil;&uuml;k adımlarla b&uuml;y&uuml;rsek, yanılma olasılığımız da daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k olur."</div></div><div>&nbsp;</div><div id="modified_88877">Ek bilgi i&ccedil;in (ingilizce) Genelağ siteleri:&nbsp;<a href="http://www.klaauw.com%20" target="_blank">http://www.klaauw.com</a></div><div>&nbsp;</div><div><strong>2012 BaselWorld Sunumu (İngilizce)</strong></div><div>&nbsp;</div><div>https://www.youtube.com/watch?v=vu6wm5Iw2-s</div><div>&nbsp;</div><div><strong>Bu da bir derginin kurucu ile iyaptığı s&ouml;yleşi: (Hollandaca)<br /></strong></div><div>&nbsp;</div><div>https://www.youtube.com/watch?v=BsV2-f3o_og</div><div>&nbsp;</div>]]></description>
	<dc:creator>SAK</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://www.avroturk.com/blog/view/8930/amsterdamda-bisikletli-yasam</guid>
	<pubDate>Wed, 10 Apr 2013 11:32:05 +0200</pubDate>
	<link>https://www.avroturk.com/blog/view/8930/amsterdamda-bisikletli-yasam</link>
	<title><![CDATA[Amsterdam&#039;da Bisikletli Yaşam]]></title>
	<description><![CDATA[<p><img src="http://nowastewednesdays.files.wordpress.com/2011/07/amsterdam-bicycles.jpg" alt="image" width="700" height="683" style="border: 0px; border: 0px;"></p><p>Amsterdam'da bisikleti ulaşım aracı olarak kullanmak i&ccedil;in o denli &ccedil;ok neden var ki. Ancak belki &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğunuz varsa bisiklet ile ulaşım zor olabilir. Ger&ccedil;ekte o durumda bile bisikleti bırakmayan anababalar biliyorum. Bisikletlerinin &ouml;n&uuml;ne ya da arkasına bisiklet sepetleri ya da &ccedil;ekilen k&uuml;&ccedil;&uuml;k 2 tekerli arabacıklar ekliyorlar.</p><p><img src="http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSUY9a8DLdgiPQ_KsnP1Pqz5Mwe3l3mCbAOIujD8wWJFv3W9hLwbA" alt="image" width="259" height="194" style="border: 0px; border: 0px;"> <img src="http://www.globalsherpa.org/wp-content/uploads/2010/12/amsterdam-web-bike-pics-3-people.jpg" alt="image" width="260" height="260" style="border: 0px; border: 0px;"></p><p>Amsterdam bisiklet ile ulaşım i&ccedil;in Avrupa'nın en uygun kentlerinden birisi. Bu yalnızca dağ tepesi olmayan d&uuml;z bir kent olmasından &ouml;t&uuml;r&uuml; değil. &Ouml;tesi de var.</p><p>Amsterdam'ı bisiklet ile ulaşım i&ccedil;in uygun kılan bisiklet yolları, motorlu taşıt s&uuml;r&uuml;c&uuml;lerinin bisiklete g&ouml;sterdikleri anlayış ile d&uuml;zenli taşıtakışı. Aklıma İstanbul'daki taşıtakışı geldi...</p><p><img src="http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRIcIEWjcEKu5PdeItVCGf60NIB8GTwfuIs10RgvncxGMCpk6T3Pw" alt="image" width="100" height="120" style="border: 0px; border: 0px;"></p><p>Amsterdam'ın motorlu taşıt (otomobil, otob&uuml;s kamyon vb) s&uuml;r&uuml;c&uuml;leri bisikletlilere karşı genelde saygılılar. T&uuml;rkiye ile başka bir&ccedil;ok Avrupa &uuml;lkesindeki gibi yolun yalnızca motorlu taşıtlar i&ccedil;in ayrılmış olduğunu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorlar, bisikletlileri "başbelası" gibi g&ouml;rm&uuml;yorlar. Doğal olarak bu bir genelleme. Nasıl kaldırımlarda bisiklet s&uuml;r&uuml;p yayaları rahatsız eden, ya da sağ-sol yapıp taşıtakışının i&ccedil;ine eden salak bisikletliler varsa, saygısız salak motorlu taşıt s&uuml;r&uuml;c&uuml;leri de var. Ancak İstanbul ya da Paris gibi bisikletlileri bir bilgisayar oyununda "vurulduk&ccedil;a sayı kazandıran nesneler" olarak g&ouml;rm&uuml;yorlar.&nbsp;</p><p><img src="http://static.guim.co.uk/sys-images/Environment/Pix/columnists/2010/4/26/1272274620686/Bike-blog--Amsterdans-cyc-006.jpg" alt="image" width="300" height="190" style="border: 0px; border: 0px;"></p><p>Bisiklet kullanmaktan yoruldunuz mu? O zaman yolculuğunuzu toplutaşım ara&ccedil;ları ile s&uuml;rd&uuml;rebilirsiniz. &Uuml;stelik de, bisikletinizi geride bırakmadan! Toplutaşım ara&ccedil;larının &ccedil;oğuna bisikletiniz ile de binebiliyorsunuz. Bunu i&ccedil;in ufak bir ek bedel &ouml;demeniz gerekiyor.</p><p>Varışyerine vardığınızda bisikletinizi parketmek &ccedil;ok kolay, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir&ccedil;ok yapıda bisiklet park yerleri var. Eğer bir yapıda yoksa, o sokakta kesin birka&ccedil; bisiklet park yeri vardır. Ayrıca, kalabalık yerlerde, yerely&ouml;netimin işlettiği parasız! parkyerleri var. &Ouml;rneğin Muziekgebouw-aan-het-ij'ın altındaki gibi. Motorlu taşıt b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde parkın saati 4 avro ama bisikletler parasız! Ana İstasyon'un yakınındaki İbis otelinin karşısına yapılan &ccedil;ok katlı bisiklet parkyerlerinin &ouml;yk&uuml;s&uuml; de ilgin&ccedil;! Bu parkyeri aslında kanalda su &uuml;zerindeki bir tekne. İlk &ouml;nerildiğinde İbis otelinin y&ouml;netimi ortalığı birbirine kattı. "Biz kafemize 250 bin avro harcadık, siz kanal g&ouml;r&uuml;ş&uuml;m&uuml;z&uuml; kapattınız" diye. Ama yerely&ouml;netim "Bu Amsterdam'lılar ve kamu yararına" dedi, işi kestirdi attı! T&uuml;rkiye'de olsa, kimbilir kimler r&uuml;şveti almış işi bitirmişlerdi! T&uuml;rkiye'm yolsuzluklar &uuml;lkesi... Aşağıdaki g&ouml;rselde arkadaşı metalsel yapı İbis oteli, kafesi g&ouml;z&uuml;km&uuml;yor :-)</p><p><img src="http://smokeice.files.wordpress.com/2009/12/bikes-parking.jpg" alt="image" width="500" height="375" style="border: 0px; border: 0px;"></p><p>Bisiklet hırsızlığı b&uuml;y&uuml;k sorun olduğu i&ccedil;in her durumda bisikleti "yerinden kaldırılamayan bir nesneye" (&ouml;rneğin yoldaki bir ışıklandırma direği gibi) sağlam bir kilitle bağlamakta yarar var. Yoksa hırsızlar bisikletleri kendi taşıtlarına y&uuml;kleyip g&ouml;t&uuml;rd&uuml;kleri yerde kilitleri kesebiliyorlar. Kilit olaraksa, t&uuml;ketici derneğinin &ouml;nerdiği Abus'un kilitleri iyi. Bisikleti bağlarken kesinlikle &ouml;n tekerlekten bağlamamak gerek. Amsterdam sokakları hırsızların gerisini &ccedil;aldıkları kilitli &ouml;ntekerleklerle dolu. Kesinlikle kilidi bisikletin g&ouml;vdesinden ge&ccedil;irmek gerekiyor. Arka tekerlekler de zincir y&uuml;z&uuml;nden &ccedil;ıkarması zor olduğu i&ccedil;in oraya pek dokunmuyorlar. Yine de, eğer bisikletiniz iyi bir bisikletse, sokakta bırakmamakta yarar var. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bazı hırsızlar &ccedil;alamadıkları bisikletlere kızıp zarar veriyorlar.</p><p><img src="http://www.photostaud.com/img/fotogalerie/amsterdam-destination/holland-amsterdam-017.3.jpg" alt="image" width="400" height="300" style="border: 0px; border: 0px;"></p><p>Bisiklet modeli olarak ise, ben tek hız-dişlisi olan bisiklet kullanıyorum. Dolayısı ile hız-dişlilerinin bakımı gibi sorun yok. Zaten kent d&uuml;md&uuml;z. Gereksiz hız-dişlilerine hi&ccedil; gerek yok.&nbsp; Bazı arkadaşlar &ouml;zellikle k&ouml;pr&uuml;lerin eğimlerinde kullanmak i&ccedil;in &ccedil;oklu hız-dişlisi olan bisikletler kullanıyorlar, ki bence biraz abartı var o durumda da...</p><p>Arkadaş, kısacası Amsterdam'da bisiklet kullanmamak i&ccedil;in hi&ccedil; s&ouml;zde nedenin yok....</p>]]></description>
	<dc:creator>SAK</dc:creator>
</item>
<item>
	<guid isPermaLink="true">https://www.avroturk.com/blog/view/6031/amsterdamda-bisikletli-yasam</guid>
	<pubDate>Sat, 23 Feb 2013 16:36:16 +0100</pubDate>
	<link>https://www.avroturk.com/blog/view/6031/amsterdamda-bisikletli-yasam</link>
	<title><![CDATA[Amsterdam&#039;da Bisikletli Yaşam]]></title>
	<description><![CDATA[<p><img src="http://nowastewednesdays.files.wordpress.com/2011/07/amsterdam-bicycles.jpg" alt="image" width="700" height="683" style="border: 0px; border: 0px;"></p><p>Amsterdam'da bisikleti ulaşım aracı olarak kullanmak i&ccedil;in o denli &ccedil;ok neden var ki. Ancak belki &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuğunuz varsa bisiklet ile ulaşım zor olabilir. Ger&ccedil;ekte o durumda bile bisikleti bırakmayan anababalar biliyorum. Bisikletlerinin &ouml;n&uuml;ne ya da arkasına bisiklet sepetleri ya da &ccedil;ekilen k&uuml;&ccedil;&uuml;k 2 tekerli arabacıklar ekliyorlar.</p><p><img src="http://t1.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcSUY9a8DLdgiPQ_KsnP1Pqz5Mwe3l3mCbAOIujD8wWJFv3W9hLwbA" alt="image" width="259" height="194" style="border: 0px; border: 0px;">&nbsp;<img src="http://www.globalsherpa.org/wp-content/uploads/2010/12/amsterdam-web-bike-pics-3-people.jpg" alt="image" width="260" height="260" style="border: 0px; border: 0px;"></p><p>Amsterdam&nbsp;bisiklet ile ulaşım i&ccedil;in Avrupa'nın en uygun kentlerinden birisi. Bu yalnızca dağ tepesi olmayan d&uuml;z bir kent olmasından &ouml;t&uuml;r&uuml; değil. &Ouml;tesi de var.</p><p>Amsterdam'ı bisiklet ile ulaşım i&ccedil;in uygun kılan bisiklet yolları, motorlu taşıt s&uuml;r&uuml;c&uuml;lerinin bisiklete g&ouml;sterdikleri anlayış ile d&uuml;zenli taşıtakışı. Aklıma İstanbul'daki taşıtakışı geldi...</p><p><img src="http://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcRIcIEWjcEKu5PdeItVCGf60NIB8GTwfuIs10RgvncxGMCpk6T3Pw" alt="image" width="100" height="120" style="border: 0px; border: 0px;"></p><p>Amsterdam'ın motorlu taşıt (otomobil, otob&uuml;s kamyon vb) s&uuml;r&uuml;c&uuml;leri bisikletlilere karşı genelde saygılılar. T&uuml;rkiye ile başka bir&ccedil;ok Avrupa &uuml;lkesindeki gibi yolun yalnızca motorlu taşıtlar i&ccedil;in ayrılmış olduğunu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorlar, bisikletlileri "başbelası" gibi g&ouml;rm&uuml;yorlar. Doğal olarak bu bir genelleme. Nasıl kaldırımlarda bisiklet s&uuml;r&uuml;p yayaları rahatsız eden, ya da sağ-sol yapıp taşıtakışının i&ccedil;ine eden salak bisikletliler varsa, saygısız salak motorlu taşıt s&uuml;r&uuml;c&uuml;leri de var. Ancak İstanbul ya da Paris gibi&nbsp;bisikletlileri bir bilgisayar oyununda "vurulduk&ccedil;a&nbsp;sayı kazandıran nesneler" olarak g&ouml;rm&uuml;yorlar.&nbsp;&nbsp;</p><p><img src="http://static.guim.co.uk/sys-images/Environment/Pix/columnists/2010/4/26/1272274620686/Bike-blog--Amsterdans-cyc-006.jpg" alt="image" width="300" height="190" style="border: 0px; border: 0px;"></p><p>Bisiklet kullanmaktan yoruldunuz mu? O zaman yolculuğunuzu toplutaşım ara&ccedil;ları ile s&uuml;rd&uuml;rebilirsiniz. &Uuml;stelik de, bisikletinizi geride bırakmadan! Toplutaşım ara&ccedil;larının &ccedil;oğuna bisikletiniz ile de binebiliyorsunuz. Bunu i&ccedil;in ufak bir ek bedel &ouml;demeniz gerekiyor.</p><p>Varışyerine vardığınızda bisikletinizi parketmek &ccedil;ok kolay, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir&ccedil;ok yapıda bisiklet park yerleri var. Eğer bir yapıda yoksa, o sokakta kesin birka&ccedil; bisiklet park yeri vardır. Ayrıca, kalabalık yerlerde, yerely&ouml;netimin işlettiği parasız! parkyerleri var. &Ouml;rneğin Muziekgebouw-aan-het-ij'ın altındaki gibi. Motorlu taşıt b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde parkın saati 4 avro ama bisikletler parasız! Ana İstasyon'un yakınındaki İbis otelinin karşısına&nbsp;yapılan&nbsp;&ccedil;ok katlı bisiklet parkyerlerinin &ouml;yk&uuml;s&uuml; de ilgin&ccedil;! Bu parkyeri aslında kanalda su &uuml;zerindeki bir tekne. İlk &ouml;nerildiğinde İbis otelinin y&ouml;netimi ortalığı birbirine kattı. "Biz kafemize 250 bin avro harcadık, siz kanal g&ouml;r&uuml;ş&uuml;m&uuml;z&uuml; kapattınız" diye. Ama yerely&ouml;netim "Bu Amsterdam'lılar ve kamu yararına" dedi, işi kestirdi attı! T&uuml;rkiye'de olsa, kimbilir kimler r&uuml;şveti almış işi bitirmişlerdi! T&uuml;rkiye'm yolsuzluklar &uuml;lkesi... Aşağıdaki g&ouml;rselde arkadaşı metalsel yapı İbis oteli, kafesi g&ouml;z&uuml;km&uuml;yor :-)</p><p><img src="http://smokeice.files.wordpress.com/2009/12/bikes-parking.jpg" alt="image" width="500" height="375" style="border: 0px; border: 0px;"></p><p>Bisiklet hırsızlığı b&uuml;y&uuml;k sorun olduğu i&ccedil;in her durumda bisikleti "yerinden kaldırılamayan bir nesneye" (&ouml;rneğin yoldaki bir ışıklandırma direği gibi) sağlam bir kilitle bağlamakta yarar var. Yoksa hırsızlar bisikletleri kendi taşıtlarına&nbsp;y&uuml;kleyip g&ouml;t&uuml;rd&uuml;kleri yerde kilitleri kesebiliyorlar.&nbsp;Kilit olaraksa, t&uuml;ketici derneğinin &ouml;nerdiği Abus'un kilitleri iyi. Bisikleti bağlarken kesinlikle &ouml;n tekerlekten bağlamamak gerek. Amsterdam sokakları hırsızların gerisini &ccedil;aldıkları kilitli &ouml;ntekerleklerle dolu. Kesinlikle kilidi bisikletin g&ouml;vdesinden ge&ccedil;irmek gerekiyor. Arka tekerlekler de zincir y&uuml;z&uuml;nden &ccedil;ıkarması zor olduğu i&ccedil;in oraya pek dokunmuyorlar. Yine de, eğer bisikletiniz iyi bir bisikletse, sokakta bırakmamakta yarar var. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bazı hırsızlar &ccedil;alamadıkları bisikletlere kızıp zarar veriyorlar.</p><p><img src="http://www.photostaud.com/img/fotogalerie/amsterdam-destination/holland-amsterdam-017.3.jpg" alt="image" width="400" height="300" style="border: 0px; border: 0px;"></p><p>Bisiklet modeli olarak ise, ben tek hız-dişlisi olan bisiklet kullanıyorum. Dolayısı ile hız-dişlilerinin bakımı gibi sorun yok. Zaten kent d&uuml;md&uuml;z. Gereksiz hız-dişlilerine hi&ccedil; gerek yok.&nbsp;&nbsp;Bazı arkadaşlar &ouml;zellikle k&ouml;pr&uuml;lerin eğimlerinde kullanmak i&ccedil;in &ccedil;oklu hız-dişlisi olan bisikletler kullanıyorlar, ki bence biraz abartı var o durumda da...</p><p>Arkadaş, kısacası Amsterdam'da bisiklet kullanmamak i&ccedil;in hi&ccedil; s&ouml;zde nedenin yok...</p>]]></description>
	<dc:creator>SAK</dc:creator>
</item>

</channel>
</rss>